İstisnasız bütün fıkıh kitapları, sünnetlerin de nafile olduğunu bildirmektedir. Hepsi de müekked sünnetleri, nafile bahsinde yazmaktadır. Birkaç misal verelim:
1- Nafile lügatta, ziyade, fazla demektir. Istılahta ise, farz veya vacip olmayan ibâdettir. Yani nafile, sünnet, müstehap ve belli bir vakti olmayan nafile ibâdetleri içine alır. (Halebi)
2- Nafile, farz ve vacip olmayan ibâdetler demektir. Bütün sünnetlere nafile denir. (Tahtavi)
3- Beş vaktin sünnetleri de nafiledir. (Cevhere, Hidaye)
4- Revatib sünnetler de nafiledir. (Dürer)
5- Müekked ve gayrı müekked sünnetlerin hepsine nafile denir. (İbni Abidin)
6- Nafileleri özürsüz oturarak kılmak caizdir. Yalnız sabah namazının sünneti bundan müstesnadır. (Merakıl-felah)
Hz. Aişe validemiz, (Resûlullah, nafile namazlardan sabah namazının iki rekati hariç, hiçbirini devamlı kılmazdı) buyuruyor. (Buharî)
7- İmamın nafileyi, farz kıldığı yerde kılması mekruhtur. (Dürr-ül-muhtar)
8- İmamın nafileyi, farz kıldığı yerden geride kılması efdaldir. (Hindiyye)
9- Nafile, farz ve vacip olmayan namazlar demektir. Nafileler revatib ve regaib olarak ikiye ayrılır. Revatib, müekked ve gayrı müekked olarak farzlardan önce veya sonra kılınan sünnetlerdir. Regaib ise duha ve teheccüd gibi diğer nafilelerdir. Sünnetlerin nafileler kısmında anlatılması, nafile tabirinin daha geniş olmasındandır. Çünkü her sünnet nafiledir, fakat her nafile sünnet değildir. (Nimet-i İslâm)
İmam-ı Rabbanî hazretleri de buyuruyor ki: Nafilelerin farzlar yanındaki kıymeti, okyanus yanında bir damla su gibi bile değildir. Hatta nafilelerin sünnetler yanındaki kıymeti de, yine böyledir. (c.1, m.260)
Sünnetler, nafilelerden bu kadar kıymetli olduğu hâlde, sünnetlerin de nafileler arasında sayılması, farz veya vacip olmamasındandır. Sünnetlerin nafile olduğu hadis-i şerifle de bildirilmiştir. Bunlardan biri şöyle:
(Her gün, öğlenin farzından önce 4, sonra 2, akşamın ve yatsının farzından sonra 2, sabahın farzından önce 2 rekat olmak üzere günde 12 rekat nafile namaz kılan cennete girer.) [Nesâî]
[Bu nafile namazları Peygamber efendimiz de kıldığı için sünnet denilmiştir.]
10- Diğer üç mezhepte de aynen Hanefi''deki gibi sünnetler nafile olarak bildirilmiştir. (Mezahib-i erbea)
O halde sünnetlerin de nafile namaz olduğu, bütün fıkıh kitaplarında yazdığına göre; (Farz borcu olan, nafile kılarsa, boşa zahmet çekmiş olur. Kazasını ödemedikçe, nafile namazları kabul olmaz) hadis-i şerifini düşünerek, sünnetleri veya nafileleri kılarken, kaza namazına da niyet edilmelidir. İbni Abidin hazretleri, mescide girip, farz veya sünnet kılan kimse, tehıyyetül mescid namazını da kılmış olur buyuruyor. Ayrıca farz veya sünnet kılarken, tehıyyetül mescid namazına da niyet edilirse, niyet sevabı da alınır. Sünnet yerine kaza namazı kılan, sünneti terk etmiş olmaz, kaza kılarken, sünnet sevabına da kavuşmuş olur. Ayrıca
vaktin sünnetine diye de niyet ederse, niyet sevabına kavuşmuş olur. (N. Fıhkıyye)

