Dün; sünnete uymanın farz olduğunu, ayet-i kerimelerle bildirmiştik. Bu konudaki hadis-i şeriflerden birkaçı da şöyledir: (Yakında "Kur''andan başka uyulacak bir şey tanımam" diyenler çıkar.) [Ebu Dâvud] (Bir zaman gelir, beni yalanlayanlar çıkar. Şöyle ki, bir hadis söylenince, "Resûlullah böyle şey söylemez. Hadisi bırak, Kur''andan söyle" derler.) [Ebû Ya''lâ] (İhtilaflar çıkınca, sünnetime ve hulefa-i raşidinin sünnetine uyun!) [Tirmizî]
Kur''an-ı kerimde de, (İndirdiğimi [Kur''an-ı kerimi] insanlara beyan edesin!) buyuruluyor. (Nahl 44) Beyan etmek; ayetleri, başka kelimelerle ve başka suretle anlatmak demektir. Âlimler de, ayetleri beyan edebilselerdi ve kapalı olanları açıklayabilselerdi, Allahü teâlâ peygamberine, (Sana vahyolunanları tebliğ et) derdi. Ayrıca beyan etmesini emretmezdi. (Huccetullahi alelalemin) Peygamber efendimize uymanın önemi anlaşılınca, Kur''an-ı kerimin açıklaması olan hadis-i şeriflere de uymanın gereği anlaşılır. Sünnet yani hadis-i şerifler olmasaydı, namazların kaç rekat olduğu ve nasıl kılınacağı, zekât hesabı, orucun, haccın farzları, hukuk bilgileri bilinemezdi. Yani hiçbir kimse, bunları Kur''an-ı kerimden çıkaramazdı. Bunları peygamber efendimiz açıklamıştır. Sünneti müctehid âlimler açıklamış, böylece mezhepler meydana çıkmıştır. (Bize yalnız Kur''andan söyle) diyen birine, İmran bin Huseyn hazretleri, (Ey ahmak! Kur''an-ı kerimde, namazların kaç rekat olduğunu bulabilir misin) dedi. Hz. Ömer''e, farzların seferde kaç rekat kılınacağını Kur''an-ı kerimde bulamadık, dediklerinde, (Allahü teâlâ, bize, Muhammed aleyhisselamı gönderdi. Kur''an-ı kerimde bulamadığımızı, Resûlullahtan gördüğümüz gibi yapıyoruz. O, seferde 4 rekat farzları 2 rekat kılardı. Biz de öyle yaparız) buyurdu. (Mizan-ül-kübra) Sünneti kabul etmemek, Kur''an-ı kerimi inkâr etmek olur. Sünnete uymak, Kur''an-ı kerime uymaktan ayrı değildir. Peygamber efendimiz, Allahü teâlânın emirlerinden başka bir şey bildirmemiştir.
Şu hâlde Kur''an-ı kerimi anlamak için, onun açıklaması olan hadis-i şeriflere ihtiyaç vardır. Kur''an-ı kerimdeki hükümleri doğru olarak Resûlullah efendimiz açıklamıştır. Resûlullaha uymak farzdır. Hadis-i şerifleri de anlamak için âlimlere ihtiyaç vardır. Peygamber efendimiz de, Kur''ana tâbi olmak isteyenin, bir âlime tâbi olmasını emrediyor. Âlim, hakkı bâtıldan ayıran ve bildikleri ile amel eden zattır. Hakiki âlimlerin sözleri senettir. Bunlar peygamberlerin vârisleridir. Bunlara uyan kurtulur. Kur''an-ı kerimde buyuruluyor ki: (Bu misalleri ancak âlim olan kimseler anlar.) [Ankebût 43] (Eğer bilmiyorsanız âlimlerden suâl ediniz!) [Nahl 43]
(Allahtan en çok korkan, ancak âlimlerdir.) [Fatır 28] (Eğer bunun hükmünü peygambere ve ûlül-emre [âlimlere] sorsalardı, öğrenirlerdi.) [Nisa 83]
Peygamber efendimiz, (Ílül-emr, fıkıh âlimleridir) buyurdu. (Darimî) Hadis-i şeriflerde ise buyuruldu ki: (Âlimlere tâbi olun! Onlar, dünya ve ahiretin ışıklarıdır.) [Deylemî] (Âlimler; kurtuluş yolunu gösteren, birer rehber ve kılavuzdur.) [İ. Neccâr] (Bilmediklerinizi salih âlimlerden sorup öğrenin!) [Taberânî]

