Kaydet
a- | +A

Kıbrıs Barış Harekâtı''nın 25. yılını kutluyoruz. Bu "gümüş yıl" bu hafta Ada''da coşkulu törenlerle kutlanacak.

Sadece sayısal değil, çok daha öze yönelik nedenlerden dolayı bu sene 1974''ü özel bir mânâ ile kutluyoruz.

Artık iki ülke kaderlerinin "hemhâl" olduğunu yeterince idrâk etmiş olmalıdırlar.

Karşı tarafın propagandacıları sinsi bir gayretle hep Türkiye Türklüğü''ne şu "Kıbrıs Sorunu" sizin kamburunuzdur. Bir tâviz verip kurtulsanız, bakın önünüz nasıl açılacak tezlerini şırıngalamaya çalışmışlardır.

Öte yandan Kıbrıs Türklüğü''ne de "Ah, şu Türk ordusu çekilse, federasyona girseniz, Avrupa kapıları size açılacak, refaha kavuşacaksınız" reklâmını yapmışlardır.

Oysa ki, bugün her iki taraf da birbirinin "güvencesi"dir. Adadaki Türk askerî varlığı Kıbrıs''ın Bosnalaşmasını, Kosovalaşmasını engelleyen bir barış gücüdür. Bugün NATO''nun Bosna ve Kosova''ya harekâtını düzenleyenlere sormak lazımdır; 1974 çıkarmasının ilke açısından ne farkı vardır? Ne var ki, Kosova''da insanî müdahale adına silah konuşturanlar, Kıbrıs''taki tezlerimize hâlâ karşı çıkmaktadırlar.

Devam ediyoruz. Kıbrıs''ın kuzeyinin Türk erki içinde olması Türkiye''nin güvenliği için fevkalade önemlidir. Yunanistan''ın teşviki ile Rumlar Güney Kıbrıs''ı silahlandırmakta, Atina''ya üs hizmeti vermekte ve burası Türkiye''yi vuracak bir askeri tramplen olarak tezgâhlanmaktadır.

Dahası, Kuzey Kıbrıs''ta bilfiil askeri varlığımız Akdeniz, hatta Avrasya bölgesindeki nüfuzumuz için vazgeçilmez olmuştur. Türkiye, özellikle Doğu ve Güneydoğusuyla yeni Kızılelmamızın merkezidir. Türkiye''nin 21. yüzyıl için misyonu, ülkesini Orta Asya''dan Avrupa''ya ulaşan enerji hatlarının uluslararası terminâli kılmaktır. Bu projenin başarısı Güneydoğu Akdeniz''in güvenliğini sağlayabilmemize bağlıdır. Bu bağlamda Kıbrıs''ın hayatî değeri artmaktadır.

Yani, Türkiye Kıbrıs için ne kadar önemliyse, Kıbrıs da Türkiye için o kadar önemli olmuştur.

Yeni savunma konseptimiz bunu amir kılmaktadır.

Bugüne değin federasyondan söz etmeyen karşı taraf şimdi neden bilir misiniz bu "çözüm"ü tartışmaya hazır olduğunu açıklamakta... Çünkü, Güney Kıbrıs, Kuzeyi ile birlikte bir federasyon çerçevesinde AB''ye eş zamanlı olarak alınırsa, bu defa Türkleri sindirmek, etnik temizliğe tâbi tutmak kolaylaşacaktır.

Halbuki, anlamıyorlar ki, AB hayallerinden vazgeçmezlerse, Türkler intiharı kabul etmeyeceklerdir.

AB ısrarı ile Rum tarafı federasyon çözümünü bizzat kendileri geçersiz kılmaktadırlar.

AB ile birlikte federasyon, ENOSİS için bir tuzak, adetâ onu saklayan bir kılıf olarak ileri sürülmektedir.

Türkiye''yi bu mecraya sürüklemek için PKK kartı ile oynamalarının organik bağı vardır. "Ölümü gösterip, sıtma ile kabullenişi" metod olarak sunmaktalar. Güney Kıbrıs ve Yunanistan''ın PKK ile iç içeliği bu nedenledir. Bazı Arap ülkeleri ile Yunan''ın işbirliğinin ardında da Türkiye''nin, Kıbrıs ile, bölgede büyük bir güç oluşunu çekemeyip, engelleme gayreti gizlidir.