Dünya ABD''yi alaya almaya başladı. Ne muazzam bir kara mizahtır ki, dünyaya demokrasi satan bir ülke, cihana dürüst seçimler yapılsın diye insanî müdahalede bulunan bir ülke adeta bir Woody Allen filmini yaşıyor. Olanlar, olacakların yanında henüz ciddî duruyor. Korkarım ileride aynen bir zamanlar Refahyol Koalisyonu veya ANAP/DYP iktidarı gibi Başkanlığı "münavebeli" yapsınlar önerisi de gelecek. Bir gün/ay/yıl Bush; diğerinde Gore!.. Bu saatten sonra kim seçilirse seçilsin, ülkenin prestijinde olanlar oldu bir kere!.. Bizim "sayım" gibi. Bu saatten sonra ne kullanılabiliyor, ne iptâl edilebiliyor. Bu vesile ile aklıma takılanı yazayım. Gore''u anlarım. Şu Bush zihnimi kurcalıyor. Kritik eyalet kardeşinin idaresinde. Babası eski Başkan. Adamları babasının kadrosu. Yani, baba, oğul kontenjanından yeniden Beyaz Saray''a dönmek mi istiyor? Bizde olsa on kere "hanedân" denirdi!.. Zaten o da babasından azar işiten bir çocuk rolünde. Amerikalılar''ın işleri zor. Gelelim, kendi işimize. AB''nin 2000 Türkiye Raporu ve KOB elimde. Doçentlik tezi okur gibi okudum. (Bugünler sınav günleridir.) İkincisi daha nazik üslûpla ele alınmış.
Yani, daha sevecen yaklaşılmış. Üslupta belki: Biz sizi dışlamak değil, almak istiyoruz vurgusu var. İlki, diyelim, rapor, kapsamlı. Katılım için gerekli kriterlerin ayrıntısına inilip, istatistiki olarak nerede olduğumuz verilmiş. Açıkçası, adamlar Türkiye''yi "ciddiye" alıyorlar. Atlatmıyorlar. Uğraşıyorlar. Siyasî kriterler, ekonomik olanlardan daha belirleyici, daha öncelikli. AB için Türkiye kadar bütün "genişleme" süreci önemli. AB ya kendini "donduracak" ya da ileri bir hamle yapıp, problem üretmek pahasına genişlemede karar kılacaktı. İkincide karar kıldılar. Şimdi, bütün aday ülkeler için bu sürecin tutması önemli. İş, "Sen/ben" meselesi değil artık. Seni alırlarsa, beni almazlar mantalitesi, yanlış mantık. Bunları bilelim. Bir de ülkede AB''ye yönelik coşku için sivil platformlar kurulmalı, halka anlatılmalı. Bakın, Yunanistan Dışişleri Bakanı ne diyor: "Biz de çok sıkıntı çektik; ama şimdi nerelerdeyiz!" Şimdiki rahata, seviyeye değer diyor. Ey millet, bunları düşün. Sakın ola ki, statükoyu muhafaza etmek isteyenlerin nasyonalist masallarına inanma. Şimdi, birileri kimbilir neler deyip, bu yolu tıkamaya çalışacaklardır! Yutmayalım. Kendi önümüzü kendimiz açalım.

