Kıbrıs''ta olanlar, Türkiye''nin aynasıdır. Ancak, olaylar mikroskop altındaymış gibi, büyütülerek yansır.
Casusluk olayı da , AB sürecindeki Türkiye''de tartışılamayanları, başka bir lametin üstünde sergiledi.
Amacım, Kıbrıs''ta mahkemeye intikâl etmiş bir olayı, şu sütünda tartışmak değil.
Dahası, Kıbrıs Kıbrıslılarındır. Benim oraya yönelik "ahkâm kesmem" demokratik terbiyeme yakışmaz.
Ben olayı, sosyo-psikolojik veçhesi ile daha umumi bir vakıa olarak değerlendirmek istiyorum.
İlkin şunu yazayım: Casusluk, ciddi suçtur. Delillerle sabit olunca, devletler, en ileri demokrasilerde dahi, aynı sert yöntemlerle bu fiili cezalandırırlar.
Burada konu edeceğim, güvenlik ile demokrasi arasındaki o çizgidir!..
İlki için ikinciden ferâgat edilmesi, zaman zaman bizim Türk soylu toplumlarda pek revâç gören bir yöntemdir.
İşte, bunun için komplo teorileri üretilir, dış tehdit içe sızdı denir, milli birlik ve beraberlik çağrıları yapılır. Bu görüş eksenini paylaşmayanlar vatan hainliği ile suçlanır. Ülke, dış ilişkilerinden ricat eder, içine kapanır... vs... vs...
Malûm sendrom.
Kamuoyu desteklediği ölçüde belli bir toplumsal şizofreni bazı temel ihlâlleri meşru kılar.
Bence, Türk toplumu bu korkulardan sıyrılmalıdır. Öcüler inşa ederek,mevziî kazanma eğilimi 2. Dünya Savaşı''ndan artakalan bir nevi McCartthycilik''tir. Bu nedenle Türkiye''de millet birbirine güvenmiyor. Herkes birbirine kuşku ile bakıyor. Mahsun Kırmızıgül''ün son şarkısının sözlerinde gerçek vardır. O kadar komplocuyuz ki, aynı adam, herkese göre farklı bir sakınca sergiliyor! Ve millet kenetlenemiyor. Milli birlik ve beraberlik, bu şartlarda toplumsal alanda değil, sıkıyönetimin polisiye hukukunda gerçekleşiyor. "Biz birbirimizi yeriz 365 gün... Ama, bir savaşta kenetleniveririz" Bence öyle övünülesi bir itiraf değildir! Keşke, 365 gün, barışta birleşebilen bir millet olsak da dıştan kimse bizi savaşa zorlayacak cesareti bulamasa!..
XXI. yüzyılda, geride bıraktğımız soğuk savaş modernitesinin dışında, hatta ötesinde "pusular" var, Turkiyemize. Ama, bunları yabancı düşmanlığı ile, içeride birbirimizi düşman ilân ederek atlatamayız. Küresel dünyada, küresel tehditler, küresel ittifaklarla bertaraf edilebilir.
Demokrasiye sahip çıkabildiğiniz ölçüde dış dünyadan güvenliğinizi korumada yandaş bulabilirsiniz.
Milliyetçiliğimizi de reforme etme ihtiyacı vardır.

