Bu af kamuoyunun içine sinmedi. Ama, çıkacak! Bu saatten sonra çıkması da gerekli. Umutları şişirdikten sonra ertelenmesi kısmî patlamalara neden oluyordu.
Hapishaneler kaynıyordu.
İnşallah Ramazan Bayramı''ndan önce yasa çıkar da, insanlar mutlanır. Ne var ki, çıkanlar, artık yeni bir insan olarak hayata karışmalılar.
Toplum da onlara kucak açmalı. Hapis yattı diye ayırımcılık yapmamalı.
Onlar da "arınmış" olarak hayatın tahriklerine "Bir daha asla" diyebilecek olgunluğa erişmişlerdir diyelim.
Suçu oluşturan toplumdur, ifâ eden ise kişi!..
Şimdi gelelim asıl konuya:
-Kamuoyu bu affa niye bu kadar karşı çıktı?
Hiç sorguladınız mı?
Bundan önce bu şiddetli tepki görülmemişti.
Bu katılaşmış tavra mahkumlar da şaşıp kaldılar.
Neydi, bunun sebebi?
Toplum bunalmıştı: Suçu işleyip, cemiyette elini kolunu sallayarak gezen o kadar göze batıyordu ki!..
Baklava çalan kodeste, banka hortumlayan yatta olunca; toplumda bir birikim oldu.
Bazılarının "dokunulmazlıkları" var gibiydi.
"Soyacaksan, büyük soy" deniyordu.
İşte, bu ve benzeri "gerçekler" toplumu menfileştirdi.
Toplumda, içeride olan, içeride kalsın psikozuna girdi.
Ve, hükûmet affı telaffuz ettiğine bin pişman oldu.
Davanın sonucu önemli değil. Ama, Murat Demirel olayı, toplumun zihniyet dönüşümü için milât oldu.
Hani Demirel''in bir zamanlar Susurluk için "Nereye kadar giderse, gidin!" diye hukukî açılımlara moral desteği gibi oldu bu olay.
Gidildiği yere kadar gidildi.
Nerelere kadar gidilebileceği ispat edildi.
Bu aslında önceden başlamıştı. Tantan korkusuzca işe asılınca, topluma güven geldi.
Ve bu süreçle, nefret aşıldı.
Hapistekiler farklı görülmeye başlandı.
Toplumda hoşgörü arttı, içeridekilere karşı.
Haksız mıyım?
Af artık içimize sinmeli.
Güle güle yeni hayatlarına başlasınlar.
Giderlerken şunu da hatırlatayım.
Affı hatırlatmak için giriştiğiniz -hadi bazı arkadaşlarınızın diyelim giriştiği- isyan yüz milyara patladı.
Ses duyurulması için vandalizm şart değildir.
Devlet malını tahrip kimseye bir şey kazandırmaz. Devlet malını "yiyen" dışarıdakilerine aman özenmeyin.

