Şu "yılan hikayesi"ne dönen af konusunu en güzel bizim Emir Turam özetledi: - Kanuna saygısı olanlara haksızlık edilmiyor mu?
Haydi, orasını geçtik. Kanuna saygılı olan zaten ülkemizde çoğu zaman "keriz" veya "enayi" durumuna düştüğü için, bu hatırlatma ortamını istisna ile karşılıyoruz artık. Amerika''da visa kartınızı bir kere geç ödeyin, hemen suç, sosyal güvenlik numaranıza dayalı olarak bilgisayar ağlarına işlenir ve ne yaparsanız artık önünüze engel olarak çıkar. Otelde oda bile tutamaz olursunuz. Yasaların demokratik, hatta adil olması tabii ki önemli. Tartışırsınız. Ancak, tartışılan mevzu akademik düzeyde kalır. İnanmasanız da, sorumlu yurttaşlık gereği o kanuna uyarsınız. Değiştirilmesi için verdiğiniz "yasal" uğraş, o değiştirilme işlemi tahakkuk edinceye kadar, sizin yasaya uymanızda ihlallere yol açmaz. Ama, bizde bu olmaz. Bizde önce uygulama gelir, sonra yasa değişikliği. Biz yasaları, ihlal yoluyla kadük kıldığımız ölçüde iptallerini sağlayacak sosyal dinamizmi bulmuşuzdur ki, bence bu yöntem hukukun çağdaşlaşması için son derece yanlıştır. Bu çarpık metoda da "Efendim, sosyal hayat, idari sistemin önünde..." diyerek mazeret de bulmuşuzdur. Yanlışı yanlışla doğrultamazsınız; ama, ne var ki, Türkiye''de hep böyle olagelmiştir. Keşke, yasa yapıcıları, sosyal dinamiklerin önünde koşabilecek vizyona ve sürate sahip olabilselerdi. Üzücü olan, bu yıpratma sürecinde her hal ve şartta örnek vatandaş kaybetmiştir. O açıdan, Emir''in söylediği medeni ülkelere şâmil bir husustur. Bizim açımızdan kıymeti, maalesef yoktur. İkinci husus yine bu çerçevede değerlendirilmeli. Affa neden olacak hata ve yanlışları işleyen zümrelerin başında yine siyasiler gelmektedir. Hepsinin geçmişine, hâline bakılınca, o kadar çok affedilecek "birikim"leri var ki, tabii ki toplumda sık sık af çıkarılması sanki onların da günahlarının affedilmesi yönünde bir berzah aralıyor diye olsa gerektir, pek kendileri tarafından savunula geliyor. Sanki, canım bizim de kusurlarımız var. Onları da hoşgörün, kabilinden bir yaklaşım. Bu afla aklanacak çok dolaylı kesim var. Şimdi de affın çıkarılmasında da, veto edilmesinde de siyasi hesap var. Bunları görmezlikten gelemeyiz. İyi, ne yapalım, cezaevleri teyakkuzda. Çıkaracağız, bu affı. Çıkarın bari. Ancak, sorarım: Bu ülkede kanuna saygılı, kılı kırk yaran ve sadık yurttaşlara prim verecek bir kültürel doku ne zaman üretilecek? Biz öyle örnek vatandaşlara madalya takın demiyoruz. Hiç olmazsa, bu insanlar aranıp taranarak belki "devlet sanatçısı" gibi "devlet vatandaşı" rütbesi ile taçlandırılabilir!.. Yanlışın değil doğrunun alkışlandığı, baş tacı edildiği bir sisteme avdet için ne yapmak gerekecek, asıl Cumhurbaşkanlığı danışmanı (eğer varsa sosyal psikologlar) bu hususta raporlar hazırlamalı.

