Kaydet
a- | +A

Ne hazin bir tecellidir ki, 1974''te Kıbrıs''ın önünü açan bir liderin hükümetine rastlıyor, Ada''nın en kötü dönemi!.. Fevkalade sıkıntılı bir durum. Üzmeden, kırmadan, incitmeden analiz yapması pek zor! Bazı gerçekleri vurgulamak lâzım: Kuzey Kıbrıs için kanını, canını veren Türkiye, maalesef bazı yurttaşlarının adaya gidip, orada yakışıksız davranışlarını, istismarını engelleyemedi. Bu şerefsizler, üç kuruşluk çıkar için Ada''daki Türkiye imajını lekelediler. Onlara bakarak, genellemeler yapıldı. Bütün Türkiyeliler böyle sanıldı. Ve Ada Türkiye''deki yolsuzlukların taşırıldığı bir mekân da oldu. Hatta, Türkiye''de bu sahada at koşturamayan Ada''yı "kirletmeyi" denedi. Neticede Kıbrıs''ı biz kurtardık; ama biz de bozduk. Öte yandan, belki bu yanlışları kapatmak için, belki dış aleme rezil olmayalım diye Türkiye Ada''ya para pompaladı. Dur-durak bilmeksizin! Yalnız, Kıbrıslı Türk bu fonları ekonomik kalkınmaya yönlendiremedi. Artık Kıbrıslılar da kabul ediyorlar ki, bu "hazır para", bazı yolsuzlukların öznesi oldu.

Yurt dışında hesabı olan Kıbrıslı yöneticilerin varlığını bile bizzat Kıbrıslılar söylüyor. Üstte bu vakıa. Altta ise cömertçe dağıtılan fonlar, halkı bizzat itiraf ettikleri gibi, atalete sürükledi. Niye çalışayım ki, zihniyeti egemen oldu. Dış politikada da aynı ayak sürüme görüldü. Herkes, Kıbrıs sorununun "çözümsüzlüğü"nden memnundu. Diplomaside işlerine geliyordu. Artık değil. Bundan sonrası zor günlerdir. Türkiye, bugüne dek hissettirmediği ağırlığını mecburen hissettirecek. Bu halde kimsenin de diyeceği kalmamıştır. Ancak, bu da istismar edilecek. Tepkiler büyüyecek Rum''un ekmeğine yağ sürülecek. Bir kere Kıbrıs''ta "yiyiciler" kimlerdi, ortaya çıkmalı. İki, Türkiye''ye bu pusuyu hazırlayanlar da o yükseklerde kalmamalı. Üç, KKTC''de genç, ateşli, öğrencilerimiz var. Onlar bu ortamın "rehini" ve/ya ileride "kurbanı" olmasınlar. Ankara, herhalde uyumuyor. Lefkoşa''da özellikle Denktaş işin ciddiyetini kavramalı. Cenevre görüşmelerinden daha önemli bir kavşağı idrâk ediyoruz.