Kaydet
a- | +A

Kıbrıslı Rum fanatikler, Denktaş New York''tan çekilsin, akabinde de Atina, Türkiye''nin AB adaylığına veto koyma bahanesi bulsun diye ara bölgede tahriklere başvuruyorlar. Aman, şu aşamada metin durmak, soğukkanlı olmak lâzım. Görünen o ki, Atina''nın üzerinde AB başkentlerinin, Güney Kıbrıs''ın üzerinde de Atina''nın "makûl olun" telkini var. Herkes şunu görmeli ki, Yunan''ın olası bir vetosu, depremden sonra iki ülke arasındaki balayını da bitirecek ve ezeli düşmanlık daha gergin bir eksene oturacaktır. Aslında Atina''nın bunu da hesaplaması lâzımdır. AB''nin de... Öte yandan, Avrupa''ya katılmak için Türkiye''nin önüne konan "Kopenhag Kriterlerini" adetâ yeni bir Tanzimatçılık gibi tavzif edenler var. Üstelik, sözüm ona "laik" basından. Evet, azınlık haklarına ilişkin koşul o günleri çağrıştırıyor. Ama, biz tarihçiler, tarih tekerrür ediyor derken hep ihtiyatla davranırız. Çünkü, her hadise nevi şahsına münhasırdır. Bu da öyle. İlkin, Tanzimat döneminde Osmanlı Türkiye''si, "Hasta Adam"dı. Gerilemenin ötesinde, yıkılma ile karşı karşıyaydı. Tanzimatçılar, Europa''nın aguşuna sığınarak, devletin idamesini sağlamayı hedeflemişlerdi. Bugün ise, Türkiye Cumhuriyeti, içteki sıkıntılarımıza rağmen, bölgenin değil dünyanın hatırı sayılır ülkelerindendir. Dahası, AB''ye giriş, Türkiye''nin beklediği geleceğe sıçraması için bir tramplen olacaktır. İkincisi, bizim de kitaplarımızda yazdığımız gibi, sistem itibariyle Avrupa, Osmanlı''nın yapısına ters, onu yıkabilecek umdelere sahipti. Ama, bugün öyle değildir. Çünkü, bugün Avrupa da artık merkezliğini, özgünlüğünü kaybetmiş, küreselleşmenin ışığında çok kültürlü bir yapıya kavuşmuştur. Bu sisteme, Türkiye''nin farklılıklarını kaybetmeden sığması mümkündür. Kaldı ki, Türkiye''nin farklılıklarını muhafaza edebilmesi için AB''ye girişi nerede ise zorunludur. Üçüncüsü, Tanzimat döneminde, Avrupa Türkiye''yi istiyordu. Şimdi ise biz istiyoruz. İçine girmekten çekinen onlar. Türkiye, o koca cüssesi, genç nüfusu, potansiyeli ile bize katılırsa, vay halimize diyen AB''nin üye ülkeleridir. Başka bir deyişle, AB''ye katılmak Türkiye için daha avantajlı hale gelmiştir. Dördüncüsü, Türkiye''nin demokratikleşmesini isteyen bizzat Türkler''dir. Bürokrasinin tereddütlerine rağmen, millet cumhuriyetin demokrasiyle içinin doldurulmasının zamanı geldiğine inanmış ve bunun için de AB''nin vesile, ayrı bir dürtü olacağını düşünmektedir.

ALİ BABA KÖFTECİ Post-modern çocuklar McDonald''s sever. Yemek için değil, hediyesi için giderler. Ama, çocukların dilinde bir "Alibaba". Nasıl sevdirmiş, bilemem; ama Arnavutköy''deki Alibaba Köftecisi tavsiyeye şayan. Temiz, sempatik, sade bir atmosfer. Lezzet desen var, yedikten sonra da "gıklatmıyor" bile. Alibaba, üstelik ucuz da.