Türkiye yeniden dünyaya entegre oluyor. AGİT, Helsinki derken şimdi de Davos.
Ben hep Türkiye''nin bir "cihan devleti" olduğunu savundum. Korkup, içe büzülmekten değil; kendimize güvenip küreselleşmeyi çıkarımız gördüm.
Seksenlerde bir "hurûç" yaptıydık.
Doksanlarda medd-i cezirin "ricat"ını yaşadık.
Nihayet, bir atılım daha yaşıyoruz. Belki gerilip, gerilip, sıçramamız için tarihin öngörüsüydü doksanlardaki durgunluk.
Ülkenin yenilenmesinde Ecevit''in rolü inkâr edilemez. Kendini aşamamış bir sol lider, Seattle''daki eski tüfekler gibi ekonomik nasyonalizme doğru kayıp, korumacılıkla ülkeyi bitirebilirdi. Tüketime karşı olacağız diye kendimizi tüketebilirdik. Oysa ki, Ecevit IMF kliniğine başvurmaktan çekinmedi. Miadını doldurmuş sosyalist reçeteler yerine liberalizme sarıldı. Zaten Özal''dan sonra bize lâzım olan vahşi kapitalizmi "insanileştirecek" sosyal piyasa politikalarını devreye sokabilmekti. O zaman tren kaçtıydı. Şimdi, umarız, bu dönüşümle gerçekleştirilebilir.
Bence asıl şimdi Ecevit''i devrimci kılacak süreç başladı. Zamana göre, felsefesini gözden geçirmek döneklik değil, tekâmüldür...
Milenyum kabinemizin büyük ortağı MHP''nin milliyetçiliğinden kimse şüphe edemez. Ama, 1960, 70, 80 hatta doksanlardaki millî temaları, sanki dünyada hiçbir şey değişmemişcesine savunmak, Türk milliyetçiliğini dondurmak, katı bir doktriner hapishaneye sokmak demek olacaktır.
Türk milliyetçiliğini değil, onun yorumlarını içtihada tâbi tutmak gerekmez mi?
Bunu ilk başta yapması gereken de MHP''dir.
Çünkü, burada iddiası yatmaktadır.
Hangi şartlarda milli hedeflerimizi yeniden tanzim etmeliyiz fikrî bir meşgâledir. MHP''yi oluşturan genç ve dinamik insanların bu uyumu sağlamalarını da beklemek hakkımızdır.
Bunu yapabildikleri takdirde o zaman teferruattaki aksamaları göze batamayacaktır. Bunu yapamadıkları sürece MHP eleştiriyi hakkedecektir.
Öte yandan ana muhalefetin de dinsel kriterlerde yine makro planda davranması beklenmeli.
Aya İrini''de milenyum gecesi yapılacakmış. Şampanyalı, havyarlı, danslı.
Orası bir ibadethane idi. (İdi) bile olsa, dinî hasassiyetler samimi bir eşitlik prensibine göre ifade edilmeli.
Patrik''e ne kadar kızsanız, adam protestosunda haklı görünüyor. Görünmemeliydi. Bu fırsat verilmemeliydi.
Bir camide bu yapılsa bozulmaz mısınız diye Kültür Bakanımıza soruyor.
Eğer Fazilet bu konuda hassasiyetini dile getirirse, türbana ilişkin kayıtlarında daha fazla haklılık sahibi olacaktır.
Haksız mıyım?

