Birliğimizin "barış gücü" olarak Kosova''ya girişi muhteşemdi.
Göğsümüz kabardı. İftihar ettik. "Helâl olsun!" dedik. Bunu haketmişti. Hem Bosna, hem de daha ağırlıklı olarak Kosova''da TSK örnek bir performans göstermişti. O ne güzel karşılanıştı! Türk bayrakları içinde birliğin geçişi kendi ülkemizde 30 Ağustoslar''da bile ancak bu kadar sıcak olabilirdi. Bize ait millî simgeler oradaydı. İstiklâl Marşı... Tabiî ki, Atatürk''ün fotoğrafı... Ve hilâl içinde kurt, bozkurt işaretleri. Bu simgeler şehit cenazelerinden başlayarak, mazlum milletlere kadar yayılan bir boyuta kaydı. Partiyi aştı, millî, hatta evrensel oldu. O manzarada Atatürk, "Bozkurt"laşıyor. Türkiye belki de devrimciliği öne çıkarılmak istenen Atatürkçülük''ten milliyetçi Atatürkçülüğe evriliyor. Bir başka noktaya geçeyim. Bugün ordumuz yurt dışında 3-4 yerde bulunuyor. Barış için, tabii ki. Ve bunu herkes alkışlıyor.
Özal, o günlerde hayıflanarak "Keşke Körfez Savaşı''na askeri gücümüzle katılsaydık. Siyasi beklenti dışında askerimiz de uluslararası tecrübe edinirdi" mealinde söz söylemişti. Bazı sivil çevreler, yani macera "istemezük" demişlerdi.
Körfez Savaşı''nda da dünya ile birlikte hareket edecektik. Bugün TSK''nın yurtdışı operasyon katılımları hep uluslararası katılım içinde gerçekleşmektedir. TSK, bir konferans için Türkiye''ye gelen ABD''li stratejist Alan Makovsky''nin dediği gibi "Özal dönemine kıyasla ordu daha aktif bir uluslararası konumda. Caydırıcılığını yurt dışı operasyonlarla da kanıtlıyor." Somali derken; Filistin, Bosna ve Kosova. Kuzey Irak ve Suriye gözdağlarını unutmayın. TSK, doksanlarda modernizasyonunu sağladı. "İkibuçuk savaş stratejisi" ışığında aynı anda kaç saldırı ile boğuşacak olgunluğu kazandı. PKK''yı bitirerek gerilla ile başeden en nadir ordu ünvanını da kazandı. Şimdi uluslararası görevlerinde Türkiye''nin prestijine, dış politikasına, tanıtımına katkıda bulunuyor. İşte, bu seviye ve birikimi ile MGK''da ağırlığını hissettiriyor. Hele "açık ve yakın tehlike" konseptleri haricî değil, dahilî sistemde tanımlanınca... "Her sorunumuzun çözümünü TSK''ya ihâle etmiş görüntüsü veren siviller rehâvet içinde..." diyemeyeceğim. Haksızlık olur. Ancak, siyasi sistemin en az özel teşebbüs gibi çalışıp, halk nezdinde ordu kadar itibarlarını yükseltmek sorumlulukları vardır. Asker, ağırlığını kazanıyor. Sivil de kazanmalı. Demokrasi için. Askerler barış, siviller demokrasi için işbirliği, işbölümü yapmalı.

