Modernite başladı başlayalı "tek tip" insan üretme devlet eğitiminin misyonu olmuş. Sözüm ona "bilimselcilik", adeta "biyolojik materyalizm" (hatta determinizm) ışığında çocuğun doğar doğmaz beynine bir istatistiki numara vermiş. Daha sonra bu belirgin ırkçılığa, doğanın tabii ayıklama metodudur diyerek, sosyal Darwinciliği de eklemiş ve çocukları sayısal/sözel alanda puan toplayan yarış atları haline getirmiş. (IQ) Testleri, SAT''lar, ÖSS''ler endüstriyel materyalizme yönetici/tüketici yetiştiren kurumların vizeleri olmuş.
Çok seçmeli testlerin dışında beynini kullanamayan nesillerin üretilmesi uygarlık inşa etmeye yeterli olmuyor, işte.
Nitekim, bilgisayarlarım kapsamlı varlığı, üstüne üstlük genetik bilimlerin yapay zeka yönündeki kopyalamacılığı, insanoğluna kafatasında taşıdığının gerçekten hangi işe yaradığını sormaya başlatmış
Zeka üzerine açılan akademik polemikler tıbbın açılımları ile başka boyutlar da kazanmakta. Bir kere, zekanın kalıtımsal durgunluğu yerine beynin plastikliği, çevre faktörleri yanı sıra, metabolizma içi dürtülerle nöronların birbirini tahrik ederek gelişebileceği ortaya konmuş. Ardından Daniel Goleman, Türkçeye de çevrilen "Duygusal Zeka" adlı çalışmasında kişinin kendi duygusal tepkilerini denetleme ve diğer bireylerin işaretlerini "okuma" yetenekleri gibi önde gelen insani kapasitelere dikkat çekti. Bu satanistlere katılan, intihara sürüklenen okul katliamları yapan bir nesle ne kadar gerekli olduğunu ortaya koymuş. Kaldı ki, yüksek IQ, çoğu zaman ne mutlu olmaya ne mutlu etmeye yetmiş.
Daha sonra, ünlü psikiyatr Robert Coles, "Çocukların Ahlâk Zekası" adlı kitabını yayınlar. Bu eserde, ailelerimizin ve ona bağlı olarak çocuklarımızın ahlak dışı oluşu eleştirilmekte, doğruluk-yanlışlık duygusunu geliştirebilen ve şahsi menfaatlerine aykırı olsa bile bu duyguya göre hareket etmeye istekli olan insanları yetiştirmenin bir uygarlık misyonu olduğu vurgulanılmaktadır.
Bu çerçevede adeta devrim niteliğinde bir çalışma devreye girer. Prof. Howard Gardner, "Çoklu Zeka" kuramının babası olur. Gardner, sözel/sayısal zekânın dışında, farklı bir ölçekte sekiz ayrı zeka türünden bahseder. Bu teoride "zeka profillerimizin" farklı olduğu kaydedilmekte.
Artık, zekanın "algılanma biçimi" değişmektedir.
Arzulanan yeteneklerin geliştirilmesi eğitimin amacı olmalıdır. Derslere değişik yöntemlerle yaklaşmak önerilmektedir. Demek ki, eğitim aslında çoğullaştırılmalı, daha doğrusu "kişiselleştirilmeli"dir.
Gardner şöyle diyor: "Gençler arasındaki farklılıkları ciddiye almak, bu farklılıklar hakkındaki bilgileri çocuklarla ve aileleriyle paylaşmak, çocukların kendi öğrenimlerinin sorumluluğunu aşamalı olarak üstlenmelerini sağlamak, her çocuğu bu konularda uzmanlaştırmak ve anladıklarını diğer çocuklarla paylaşmak..."
Çoklu zeka, okul sürecine sindirildiğinde daha yüksek bir uygarlığın üretilmesi de mümkün olacaktır.
"Bu çalışmalar bizi yeniden bireye ve insan zekasının özgün karmaşıklığına (ve tabii ki zenginliğine) geri döndürmüştür." diyor. Dr. Clinton Vickers, editörlüğünü yaptığı "Çoklu Zekâ" kitabında. Gardner''in eseri Enka Okulları tarafından dilimize kazandırıldı. İsteme adresi: 0.212. 276 88 33. Alın okuyun. Çocuğunuzu 21. yüzyıla hazırlayın.

