"Buzdolabınız eskidi. Getirin. Onu yenisiyle değiştirelim..." zihniyeti Tüketim Toplumu''nun tutkusu. Nerede ise yaşlanan ana-babanızı getirin, Bağ-Kur fiyatına alır, size yüzde sıfır faizle, 24 ay vade yenilerini verelim, diyecekler. Hareket, berekettir diye her şeyi değiştirmenin anlamı yok. Ama, "değiştirilmesi" gerekenler de var. Hem de çok. Ne var ki, onlar değiştirilemiyor ve kaçamağını da "mazi için çok pardon; değiştim" diyerek değişim engelini aşıyorlar!.. Deprem üstüne deprem gelse; siyasi ve bürokratik tektonik Türkiye çatlamıyor; Vatandaş kahrından çatlasa da! Ne anlamlıdır ki, aynı hafta içinde hem Kızılay, hem de DYP genel başkanlık seçimleri yapıldı. İlkinde Demir''in yardımcısı, o ekolün en sadık uygulamacısı seçildi. İkincisinde, yine Çiller ipi göğüsledi. Zaten başka türlü olamazdı.
Üye deyin, delege deyin; zaten Başkan''ın oraya yerleştirdikleridir. Onlar farklı davranabilirler miydi? Bu seçimlerin adı demokrasi olur da, muhtevası olabilir mi?
Olan kurumlara olur. Bundan böyle çocuklarımızın eve getirdikleri Kızılay zarflarına nasıl bakacaksınız, bilemem. İlk sandıkta, kırata nasıl bakacaksınız, bilemem. Benim Türkiye''de "yeniden yapılanma" hususundaki karamsarlığımı tekrarlamama gerek yok. Malûm. Değişim, züppelik değil, bizim gibi hantallaşmış, çürümüş zeminlerde hayatiyetin idamesinin şartıdır. Değişim, evrimle -demokrasi içinde- olur; darbe veya devrimle olur. Bu değişimin kilitlendiğini idrâk edenler, ya o değişimi sokaktan ya kışladan zorlamışlardır. Ve her ikisi de son analizde hayrımıza olmamış; geleceğimizi zorlaştırmıştır.
Önümüzde yeni bir yüzyıl, Türk''e yeni bir misyon, Türkiye''ye yeni bir vizyon var. Bunu ancak "değişerek" temin edebiliriz. Bu değişim çağın süratine uygun, iletişim hızında, ancak demokrasi içinde gerçekleşmeli. Bakınız, kilit siyasette. Siyasetçi ise bir türlü, Siyasi Partiler Yasası''nı, Seçim Yasası''nı gündeme getirip mekanizmayı yenileyemiyor. Delege sisteminden aleyhlerine işleyince şikâyet ederler; ama bir gün bir de onu istismar edeceğiz diye vazgeçemezler. Bu bir kültür meselesidir. Siyasi nezâket ve disiplin kültürü. Öte yandan, bakıyorum değişmeyenler içinde bir Susurluk''umuz var ki, kaç tane trafik kazası olsa bir türlü açılamıyor. Bedri İncetahtacı''ya rahmet diliyorum. Programlarıma gelirdi. Belirgin bir kültürü, açık bir vizyonu vardı. Yazık oldu. Deprem de "değiştiremiyor" Türkiye''yi. Alınan yok... Aldıran yok. Bu da bir demokratik terbiye. "Eski tas, eski hamam. Aynen devam" öyle yerleşmiş ki içimize.

