Kaydet
a- | +A

Cumhurbaşkanımız, çağdaş bir anayasa istedi. Demek ki, zirvedeki adam eğer devleti ve milleti temsil ediyorsa ki, rejime göre ediyor; o zaman devlet, en yetkili ağızdan kendini reforme etme isteğini ortaya koymaktadır.

Yüreğimize su serpilmiş, umut doldurmuştur içimizi.

Çünkü, millet zaten demokrasiyi istemektedir.

Şimdi, genleri konuşuyoruz. İleriye yönelik beklentileri sözelleştiriyoruz.

Ömürler tükenmeden, demokrasi ile yaşamak istiyoruz. Demokrasiyi âhir ömrümüzde görmek, tatmak, soluklamak istiyoruz.

Parlamento da istiyor.

O zaman kim karşı çıkıyor? Engeller nelerdir? Kimlerdir?

İcrada olanlar isteklerini tekrarlıyorlarsa, bu işte bir "bit yeniği" var; ama anlayamıyoruz.

Bu sözlerin muhatabı kimdir, bilemiyoruz.

Çağdaş anayasa, çağdaş demokrasinin hukuksallaşmış hâlidir.

Çağdaş demokrasi, katılımcıdır.

Katılmak, sivil toplumun örgütlenmesiyle olur.

Demek ki, ilkin bu engeller aşılacak.

Çağdaş demokrasi, kucaklayıcı, yapıcı çoğulculuktur. Farklılıkların muhafazası ile birlikteliği üretmek meselesidir.

Buna karşı olanlar kimlerdir?

Kopenhag kriterlerini kimler reddetmektedir?

Çağdaş demokrasi sürdürülebilir insanî gelişimdir. Ekolojik, demografik duyarlılıklarla. Buna taş, takoz koyan kimlerdir?

Bütün bunların açıkça söylenmesi lâzım. TBMM''nin ev sahipliği yaptığı uluslararası kongre hak ettiği kamuoyu desteğini alamıyor.

Çünkü, basın iki komutanın yaptığı sert çıkışlar üzerinde odaklanmış!

Bu sert çıkışların yapılmasını tahrik eden nedenler, bizzat bu sert çıkışlar ve bu sert çıkışların bu şekillerde -sıfatlarla- yansıtılması devlet reformunu geciktiriyor.

Toplantı ile ilgili olarak birkaç önemli notum var: İlki, Sezer, başkanlık sistemi göndermesi yapmadı. Reformu, parlamenter sistemin açılımı ile yeğlediği ortada. Doğrusu da budur.

Adalet Bakanı da aynı kulvarda yürüdü.

Demek ki, parlamento esas diyoruz.

Ama, maalesef yasama, yürütme ve yargıyı da deforme eden bizzat parlamentonun performansı oluyor.

Yürütmenin (yani liderlerin) rehini oluyor.

Yasamada geç kalıyor.

Yargıyı da siyasallaştırıyor. İşte, aklamalara alet olan Meclis.

O nedenle murakabenin devri manasına gelecek şekilde Türk, komisyon kurulduktan sonra incelemeyi yargı yapmalı diyordu, tebliğinde.

Parlamento, bütün bunlara rağmen, çalışıyor.

Tabii ki, anayasa tadillerine imza attı.

Ancak, hızlı dönüşüm çağında bu sürat yetmiyor.