Kaydet
a- | +A

Tarihle uğraşan yazarların başına çok gelir. Sevgili okuyucu, açar telefonu:

-Hocam, bilmem ne yazar, Fatih için şöyle demiş, fetih için şöyle demiş. Onun bir ağzının payını verseniz!.. Alışkanlık var ya: Yazar, okuyucunun "tetikçisi" olacak! Kalemin namusunu biz patrona bile vermedik, okuyucuya da vermeyiz. Kiralık katil mi sanırlar sizi ne!.. İstediği -o tiplerin- eleştirenin haddinin bildirilmesidir. Yoksa, çok azı "Hocam, dediği doğru mudur?" diye sorar. Eleştirenin dövülmesi ona yeterlidir. Şu işin gerçeğini ben öğreneyim hissi pek yoktur. Çünkü, her fetih kutlamasında aynı taleple dikilir karşınıza. Şu işi öğrenip, o malum yazara nazikâne-âlimâne bir mektup yazmaktan üşenir. Ne yapalım, hoşgöreceğiz. Bu bizim insanımız. Öte yandan, bazıları da yemez, içmez illâ ki o günü bekler. Tam hassasiyetlerin arttığı bir kutlama gününde yazar o kanaatini. 365 günde o günü seçmiştir. Bu sadece fetihle ilgili de değil, her kutsalda bu tekrarlanır. Kurban bayramında gibi meselâ. Mehmet Akif gününde meselâ... Hem tahrik etmede, hem tahrike kapılmakta profesyonelleştik biz. Canım, ne derse desin. Fetih''e işgâl demiş. Ben farklı düşünüyorum. Bence Fatih en büyük padişah, fetih ise Türk''ün tarihinin en büyük olayı. Hadislerle müjdelenmiş. Ama, o ne derse desin, beni etkilemiyor.

Çünkü, ben Fatihler''in torunuyum. Onun İstanbul''u fethettiğinde azınlıklara gösterdiği toleransı ben bu kalemlere mi göstermeyeceğim? O aslını inkâr etsin. Ben edemem! Soyum, sopum izin vermez. Fatih, çağı açmış bir lider. Düşünürüm; o bugün yaşasaydı, kendisi ve fethi hakkındaki eleştirilere onun tepkisi ne olurdu? Bakarım; paralellik kurarım. Fatih, yeni çağı açmışsa, bugün yepyeni bir çağ açılıyor. Paradigmalar değişiyor. Çoğulculuk bu yüzyılın ilkesi. Herşey mubah tezgâhı ile ne dersen de, alınmayacağım hoşgörüsü çokkültürlülüğün zorunlu kuralı. Yani, XXI. yüzyılın gaylere, travestilere gösterdiği anlayışı, ben bu kalemlerden mi esirgeyeceğim? Hoşgörün. Sadece, aynı iklimi onun da solumasını bekleme hakkım var. Yani, sen ne yazarsan yaz; ama üslûbuna itina gösterebilseydin demek hakkım. İllâ ki Cem Özerlik mi yapmak lâzım. Bilemiyorsun, ama bu söylemle kendi tezini bayağılaştırıyorsun! Sonra, eleştireni eleştirene de hoşgörü şart ama, işte onu pek yapamıyorum. Sen Fatih''i tanıma, onu anlamaya gayret gösterme, hatta ilmi kaynakların dışında kendi marjinalliğine meşruiyyet kazandırmak için bir sanal Fatih kimliği üret, 365 gün Fatih''i, fethi unut; onun İstanbul emanetine ihanet ve ihmâl et, sonra o gün -29 Mayıs''ta- feverân et: "Benim Fatih''im" de!.. De git! Yalan dünya! Hayatında Ayasofya''nın ayakta kalabilmesi için üç kuruşluk yardım yapmamışsın, her dem Ayasofya ibadete açılmalıdır, dersin. Nasıl yapacağız? Ayasofya Vergisi koysak, ödeyecek misin? Bir oyundur, herkes oynuyor. Nerede samimiyet? Bir de bizi alet edeceksiniz? Ah koca Fatih! Türben bile tozlu!