Daha 17 Ağustos''un yaraları sarılamamış ve depremzedeler infiâl haline gelmişken, Bolu-Düzce''den bir acı haber daha geldi.
Kötü vurulduk yine.
Tabiî afet, hükümeti sarsıyor.
Aslında hangi hükümet, ne tür bir hükümet olursa olsun; netice değişmeyecekti. Bu işlerin altından kalkmak zor.
Açıkçası: "Bu" hükümet sarsılmıyor, hükümet "vakıası" sarsılıyor.
"Yönetememek" açmazı ile karşı karşıya, sözüm ona iktidar olan.
Yolsuzluk, sistemi çürütmüş, sistem içinde yürüyüş ancak şahsi çıkarların tatminine bağlı kalmış intibaını veriyor.
Bürokrasi, adeta çelik bir korse gibi, kendi mevcudiyetini korumak üzere katılmış, perçinlenmiş, iktidar tekerleğini kelepçelemiş. Taviz almadan sisteme işlerlik kazandırmıyor.
Siyasi mekanizmanın bütün bu engelleri aşıp, sisteme, bırakın onarım, biraz olsun akışkanlık kazandırabilmesi toplum heyecan ve desteğine bağımlı. Halk da o rüzgarı üretmiyor.
"Zaten bu siyasiler şöyledir/böyledir..." diye olumsuz imajlarla yaka silktiği idarecilerini karalayarak, reform imkânlarını hepten iptal ediyor.
Siyasiler bu güven krizini aşacak tek fırsatlarını, yani temsil ilişkilerini halkla kuramıyorlar. Dinamik toplum talepleri siyasi mekanizmaya ya ulaşamıyor, ya da toplumsal kimlikler, kültürel farklılıklar kendine sahip çıkacak siyasi aygıtı bulamıyor.
Karşımıza kötü bir tablo çıkıveriyor!..
Bu tablo karamsarlık taşırırken, hükümetin iki ana ortağı af yasasına kilitlenmişler. Bu af yasası önce yılan hikayesine dönmüş, sonra geçmişin adetâ hesaplaşmasına dökülmüş. Uzlaşma ufku ile başlayan hükümeti, mazii açmazında tutuklamış. Günün sorunlarını aşamayan ve gelecek için yol açıcı ümitleri olmayan bir yönetim, bir de gereksiz yere dün tarafından ipoteklenmiş.
XXI. yüzyıla bu kafalarla mı taşınacağız?
XXI. yüzyıl, bütün ilerleyen aktörleri ile bizi sırtına almış taşıyor da, omuzlar üstünde birbirimizle didişiyoruz.
Aslında yarın için çok da zorlanmamamız gerekiyor.
Bizden çok daha ileride olduğunu hep düşündüğümüz Yunanistan, AB üyeliğine rağmen, karman-çorman.
ABD Başkanı AGİK için bu yöreye gelirken güvenlik nedeniyle ülkeye uğramaktan vazgeçiyor. Tehir ediyor.
Atina''daki hükümet, mahçup.
Ama, Türkiye kale gibi. Emin bir ülke.
Coğrafyası, altı çürük ama dokusu sağlam.
Siz bu ülkedeki devleti öyle küçümsemeyin.
Kendini korur o. Hiç sanmadığınız bir yerde, anda öyle reflekslerini gösterir ki, şaşarsınız.
Devlet bitti, hatasını 70''lerde sol militanlar çok acı yaşamışlardı.
Sorunumuz, devleti çağdaşlaştırabilmektir.
Depreme dayanıklı hale getirmek.

