Clinton Türkiye''de. İki ülke aralarındaki en iyi günleri yaşıyorlar. ABD açısından Türkiye, Ortadoğu''nun "kalesi"... Hele İsrail''le de böylesine yakın ilişkileri, Washington''ın hep aradığı birliktelikti. Ayrıca, ABD için Türkiye "Avrasya Kaplanı"dır. Başka bir deyişle, Avrupa için İngiltere nasıl Atlantik''in kapısındaki Amerikan kilidi ise, Türkiye de ABD için Asya''nın kapısıdır. Washington''ın stratejik, ekonomik ve siyasi açılımı açısından Türkiye vazgeçilmez bir partner''dir. Şimdi ABD, bu partneri kendine AB''leştirerek daha yakınlaştırmak istiyor. Tazyik, ikili. Hem AB''ye, hem bize telkinlerde bulunuyor. Türkiye AB''ye girerse, mevcut konumuna ek olarak bir anda stratejik bir ekleme, avantaj kazanacak ve dünyanın ilk on ülkesi arasında üyeliğini perçinleyecek. Türkiye, şu ortamda bile, geçmişe kıyasla, ABD''ye en yakın pozisyonda. Bir kere, ülkede "Go Home!" diyen kalmamış. Clinton''ın merkez sol oluşu, ABD''yi daha evrensel dış politikaya çekmesi; Türkiye''deki sosyalistleri tatmin ediyor. Fazilet''in Amerika seyahati, ABD usulü laiklik istemleri ile ifade bulan sağ söylemde de Washington "Büyük Şeytan" olmaktan çıkmış. Güneydoğulu milletvekilleri de Clinton''ın Meclis''teki konuşmasından alkışlayacak çıkarsamaları yaptılar. ABD Başkanı''nın buraya gelmesi bu açıdan bu simgeler ışığında anlam kazanıyor. Başlı başına bir mesaj!.. İlk kez bir ABD Başkanı TBMM''de konuşuyor. Tabiî ki, anlamlı. (AGİT''e kalıp, gidebilirdi.) Clinton, dikkat ederseniz, bütün konuşmasında "geleceği birlikte inşa edeceksek..." temasını işledi ve vurguladı. Kendisi ile bizim ülkemizin yeni yüzyıldaki beraberliği, bir yerde dünyaya gelecek vermek olacak, onun için. "Buna biz hazırız." Siz ise neredesiniz? diye soruyor adetâ. Yani, sanki Türkiye''de son günlerde yapılan tartışmalara gönderme yapıyor gibi. Yani, yani... Ya Türkiye bir evhamlar ülkesi olarak kalacak, ya da değişimini yapıp, geleceği bizimle paylaşacak. Bu değişimin, insan hakları, demokratikleşme olduğu aşikâr. Sonbaharla başlayan o açılış nutukları furyasına o da katıldı ve Sami Selçuk cenahında tavır koymuş gibi oldu. Katı Cumhuriyetçiler, Demokrat Başkan''ın Türkiye''de dengeyi değiştirdiğini düşünebilirler! Liberal-demokrat argüman öne çıkmış oldu. (Demirel bile açıksözlü davrandı. İşkence hususunda yürekli çıktı.) Clinton, konuşmasına Atatürk ile başladı, onunla bitirdi. Cumhuriyetimizin mimarına tazimde geri kalmadı. Ama, malûm Atatürkçülük yapmadı!.. (Ona karşılık Pervez Müşerref''in ben hep Atatürk''ü örnek aldım demesi Ankara''da soğuk duş tesiri yapmış olmalıdır. Yaranayım diye...) Clinton''ın gelişi, resmi berraklaştırmıştır.
MAGAZİN NOTU: Dikkat ettiniz mi? Clinton, resmi törende ciddiyete halel gelmesin diye palto, pardesü bile giymedi. Bayağı da ıslandı. Yine dikkat ettiniz mi? ABD Başkanı''na maiyetindeki kimse çıkıp şemsiye tutmadı. O da istemedi. İnce düşünün. Kıyaslayın.

