Kaydet
a- | +A

Türkiye, 1990''larda Ortadoğu siyasetini İsrail yönünde değiştirdi. Bu makasta, Arap ülkeleriyle olan "yakınlaşma"dan duyulan haklı hayal kırıklıkları vardı. Teferruatını yazmıyoruz.

Bu makasta, aynı şekilde, İsrail''den de "beklentiler" yer alıyor.

İlki, tabii, güvenlik ve istihbaratla ilgili olanıdır. Başka bir deyişle, PKK ve onu destekleyen güçlere karşı "caydırıcı" olunması gerekçesi.

Bu siyasetin ürünleri, ilk bakışta, alındı.

Ama, bu başarıda ne ölçüde İsrail''e borçluyuz, onu bilemiyorum.

Suriye''ye ültimatom da söktü. Bunda da antlaşmaların rolü var, bilemiyorum.

Ancak, Ortadoğu''da Ankara''nın ataklığının ardında İsrail''e dayanmak vardı, bu kesin.

Ne var ki, Arap denizinde kuşatılmış ada görünümündeki İsrail, ne ölçüde Kürt kartını -bize karşı değil, Araplar''a yönelik denge unsuru olarak- bırakır, yine bilemiyorum. Bu söylediklerim K. Irak''taki oluşum için özellikle geçerlidir.

Ankara''nın İsrail''den beklentileri, PKK olayı ile sınırlı değildir, herhalde.

Hele Ermeni Sorunu''nun gündemde olduğu şu günlerde, ABD''de Musevi lobisinin Türkiye lehine jestleri bekleniyor. Tahsil edilebiliyor mu, onu da bilemiyorum. Hele, Tel Aviv''de bakan düzeyinde jenosit lafları yükselirken.

Kaldı ki, bir başka beklenti; Kıbrıs''a ilişkindir. Burada İsrail "nötr" bile kalabilir mi, onu da bilemiyorum.

Öte yandan, her ilişki, iki yanlıdır.

İsrail''in de Türkiye''den bekledikleri vardır.

İşte, onun açısından da bu beklentiyi "nakde" çevirme fırsatı doğmuştur.

Filistin Meselesi''nde kendine yakın bir duruşu Ankara''dan beklemesi, onun açısından, doğal bir hak olarak telâkki edilecektir.

Pekiî, Türkiye''nin tavrı ne olacak?

Biz, Arafat''a da, Barak''a da "itidal" tavsiye ediyoruz. Edegeldik.

Arafat''ın Filistin Devleti''ni tek yanlı ilan etme kararının ertelenmesini Ankara''nın "arabuluculuğu"na bağlayanlar da var.

Bu ortamda İsrail yetirecek midir, yine ben bilmiyorum.

Ancak, İsmail Kapan bey''e de söylediğim gibi barış süreci kurulamazsa, Ortadoğu''da şiddet hareketleri artar ve Türkiye''ye de sıçrar. "Zira Türkiye''nin milli güvenlik politikasının bu iki temel unsura dayandığı Filistinliler''e sahip çıkmak isteyen bazı güçlerce okunup İsrail ile olan yakınlaşması dolayısıyla -ve Türkiye Filistin meselesinde bir adım atmadığı takdirde- Türkiye''yi cezalandırıcı yönde bazı illegal faaliyetlerin ülkemizde de sahneye konabileceği endişesini taşıyorum."

İnşallah olmaz. Ama, olursa, İsrail''le yakınlaşmanın hikmet-i vücudu olan güvenlik unsuru ters tepip, caydırıcı olacak yerde müteharrik bir konum kazanacaktır.

Ve İsrail''le yakınlaşma, bu ortamda, sorgulanır mı, onu da bilemiyorum.

Bilenler anlatır, herhalde.