İşsizlik sigortası geliyor. İLO standardına göre şarttı. Nedeni aleme katılım için gereklidir. Kısacası, "çağdaşlaşıyor." Fakat, sevinemiyoruz. Sevinemiyoruz, çünkü yapılan röportajlarda halkın tavrı acı tablolar koyuyor ortaya. İşsizlik Sigortası için bir fonda para birikecek. Bunun için hem çalışandan, hem çalıştırandan para kesilecek. Doğal ve makûl. Fakat o melun tekerleme yok mu? "Burası Türkiye..." diye başlayan. İşte, cevaplar da onun tesiri. Çalışan işçi, benden niye kesilsin diyor. İşsizse işsiz. Bir kısmı kendiliğinden aylak parayı beğenmiyor, tembelliği yeğliyor. Ben ise az parayı kabullendim, çalışıyorum. Bir de o çalışmayan benim sırtımdan geçinecek. Adaletin bu mu, dünya? Bir başkası, devlet bu kesintileri yapar, yapar, sonra bunu bize vermez. İç eder diyor. Bundan önce yapmadı mı? Kesintileri yapar, başka yerlere aktarır, bize yararlandırmaz. Kimbilir nerelere harcar? Ben bu devlete inanmıyorum! Devlete güven yok, anlayacağınız. Üstelik, bu sadece bir kanaat de değil. Ardında delil var. Geçmişteki uygulamaları dile getirerek, vatandaş ispat hakkını da kullanıyor. Uzağa gitmeyin. Deprem fonlarının yönetimi hakkında bile milletin devlete yönelik kuşkusu vardı. Devlete itimat yok.
Bu imaj, vatandaştaki bakış açısının varlığı bile ayıp olmasının ötesinde Türkiye''nin geleceği için açık ve yakın tehlikedir. Bu iktisadî sahada yurttaş idrâki.
Ya siyasi alanda, idarî işlerde... Meselâ, anketler yapılsa. Susurluk ve devlet, Hizbullah ve devlet, Gladyö ve devlet. Çıkanlar bizi üzer mi, üzmez mi? Bunlar tam MGK''nın sahasına giren mülahazalar olmalıdır. Öyle veya böyle, şu veya bu sebepten bu ülkede devlet yıprandı. Yıpratıldı. Ama, bunu da vatandaş yapmadı. Bazı "çalışma grupları" bunu araştırmalı asıl. Polis, elinden geleni yapıyor. Hükümet derin ilişkilerin üstüne gidiyor. Türkiye bağırsaklarını temizliyor. Ama, bu arada bazılarında "Acaba?..." Bütün bunlar acaba kurgu mu...düşüncesine engel olamıyorsunuz. Çünkü, tortulanmış, ağdalaşmış bir birikim var. Bir türlü kazınamayan. İşte, MGK bunu konu etmeli. Devlete yönelik milletimin güvenliğini nasıl tam manasıyla kazanabiliriz sorusu o salonda bence bir gün sorulmalı. Ulusal güvenlik, milletin birbirine, devletine de güvenip güvenmediğini dikkate almaz mı? Alınmalı. İçeride kimsenin kimseye güveni yok. İşsizlik sigortası geliyor. Asıl sigorta birbirimize güvenebilmektir. Türkiye, GS takımı gibi olmayı bilebilmeli. Türkiye''yi şirket gibi yönetmek isteyen de çıktı, ama takım olarak gören hâlâ yok.

