Kaydet
a- | +A

XXI. yüzyıl farklı bir asır diyorum, inandıramıyorum. Bu yüzyılın değişen parametrelerini tanıyamayanlarla konuşulamıyor bile. "Abesle iştigal" gibi oluyor.

Babuna Olayı''nı da öyle tartıştık.

Bir yanda canı ile uğraşan genç bir doktorun kendisi de dahil olmak üzere lösemili insanlara yönelik bir kampanya gayreti... Öte yanda, yurt dışına giden kan ve doku örneklerinin ardında bir gariplik olduğundan kuşkulanan bir bakanlık... Ve medyanın sansasyon üretme zafiyeti ile üretilen hikayeler. İşin içine seks ve cinayet de katılabilse, tam bir kara mizaha dönüşecek.

Herşeyi yerli yerine oturtalım.

Dr. Oktar beyi tenzih ederim. Onu gönlüm her türlü komplonun dışında görmek -kurbanı olsa dahi- istiyor.

Bakınız, XXI. yüzyıl Bilgi Çağı''dır.

Bilgi Çağı denince bilgi fukarası insanların aklına sadece cep telefonu, bilgisayar ve akıllı otomobiller gelir.

Oysa ki, görüntüyü bir yana bırakır ve öze dönerseniz, XXI. yüzyıl "Biyoteknoloji Yüzyılı"dır.

Âlimler insanı kromozomlarına inerek tanımaya ve kromozomların üzerindeki binlerce genin şifrelerini çözmeye çalışmakta.

Bu çaba tarımdan çevreye ve yenidoğana kadar genlerden yararlanarak dünyayı yeniden kurma çabasıdır.

Bu misyon, kalıtımsal hastalıkların giderilmesi yönünde sağladığı açılımlarla yararlı; ancak insanı kopyalamaya varacak kadar densizliklerle Dr. Frankestein haline getirmeye giderse zararlı.

Medeni ülkeler, bu işin, ilmin ve tıbbın "etiği" ile uğraşıyor. Nereye kadar meşru, nereden sonra yasak...

İlmî gelişmeler, serbest piyasa ekonomisinin adetâ bir din haline getirilmeye çalışıldığı günümüzde, hemen ticarileştirilebiliyor.

"Gen mühendisliği" de öyle.

Bakınız, Jeremy Rifkin "Biyoteknoloji Yüzyılı" adlı Türkçeye de kazandırılan eserinde şöyle yazıyor:

"Ticari değeri olan genleri saptayıp patent alma saldırısı öylesine ciddi olmaya başladı ki araştırmacılar gen aramaya yardımcı olmaları için büyük paralarla peşinde koşan kişiler oldular... Özel bir hücre kültürü ya da gen için sağlanan haklar bir olasılıkla çalışma alanı adı altında büyük parasal ödüllere çevrilebilir."

Kan dokularını databanklarda toplayıp, türümüzün genetik mirasını kapsayan genlere eczacılık, kimya vs. gibi sahalarda patentleyerek, tüketim toplumuna sunmak XXI. yüzyılın en kârlı işkoludur.

Aslında ABD''de ve AB''de parlamentolar bu işin etiğini tartışıyorlar.

Kanın mülkiyetini...

Kanın mülkiyeti, o kanı taşıyan insanın sahip olduğu pasaportun (yani ulus-devletin mi); yoksa bireyin mi, Allah''ın mı, yoksa insanlığın ortak malı mı?

İşin felsefesi bu boyutta iken, ticari açıdan da etiği, ticari saikten insani amaçları ayırabildiğiniz ölçüde ortaya çıkacak.

Ne olur, Babuna Olayı''nı böyle bir entellektüel seviye ile tartışalım.

Çıtayı Bilgi Çağı''na göre yükseltelim.