Bugün 10 Kasım. Ata''nın manevi huzurunda eğilirken, düşünmeliyiz! Batı''ya katılım, onun vasiyeti mi, değil miydi? AB Komisyonu''nun kriterlerini reddeder miydi, yoksa muasır medeniyet ölçüleri diye mi bakardı? Ben tabiî ki, Türkiye''nin Türk Dünyası, İslâm Alemi ile birlikteliğinden yanayım. Ama, bu ortam hazır değil, biz AB''ye gireriz, yine onlar hazır olamazlar. Üstelik, Batı''da güçlü bir Türkiye Doğu''da saygındır. Bunları hiç unutmayalım. Küreselleşmenin cari olduğu bir kavşakta Türkiye yalnızlığa mahkum olamaz. AB''ye katılım, Türkiye''yi güçlendirecektir. Atatürk''ün rotasına "katılmayanlar" kimlerdir, açıkça bilmek istiyoruz! Hangi kurumlar endişelidir? Weimer kompleksi ve Sevr Sendromu''ndan kurtulmalıyız. Türkiye bölünür, parçalanır ve yutulur mu? Hangi Avrupa ülkesi egemenliğini kaybetti?
Sonra AB''ye "katılıyorsunuz." Yani kurumun üstkimliği sizi saracak. Bölünme yolunda değil, birleşme yolundasınız. Anayasal rejiminiz ve toprak bütünlüğünüz ulusal zırhın ötesinde ikinci bir, Birlik zarıyla perçinlenecek. Sizi üye olarak arasına aldıktan sonra niye yıksın? Bilakis, bize yönelik açık ve yakın tehlikeler, hayalî ve şişirilmiş olmadığı sürece onların da derdi olacak. Hemen alınmayalım. Adamlar usturuplu bir "yol haritası" oluşturmuşlar. Bazı, sıkıntı verici unsurların gerçekleştirilmesini orta vadeye 4 yıla yaymışlar. Anlaşılan Türkiye''de siyasi kültür olgunlaşsın düşüncesindeler. Kısa vadede -1 yılda- beklentilerini okuyun. Ekonomik kriterlere göz atın. Karşı çıkacağımız ne var? Biz Gümrük Birliği ile tek taraflı teslim olduğumuz vakit bile AB koşullarından "yararlanmadık" mı? Avantaj kazanmadık mı? Türkiye gelir dağılımındaki adaletsizliği, yolsuzluk ekonomisini yenmeli. Bunu da ancak sadece AB''nin değil, muasır/küresel uygarlığın -bütün kurumlarıyla- ortaya koyduğu katılımcı, şeffaf, rekabet modeli ile gerçekleştirebilir. Başka yolu bugün geçerli değil. Gelelim siyasi kıstaslara: Düşünce özgürlüğü olmasın mı? Sivil toplumun önü mü kesilsin? İnsan hakları "istemezük" mü diyelim? Hukukun üstünlüğünü rafa mı koyalım? Kalıyor: Yerel dillerde yayın ve Kıbrıs!.. İlkine, ayrışmak için değil, bütünleşmek için hoşgörü göstereceksiniz. Çoğulculuğu kabul edeceksiniz. Gidi hain, komplolarından sıyrılacaksınız. İnsanınıza komplo yapmadan onu kucaklamayı öğreneceksiniz. Kıbrıs!... Çözün diyor ve BM''ye destek olun diyor. Olmayalım mı?

