Kaydet
a- | +A

Şimdi açık konuşalım: Emekçi haksız mı? İşçi-memur kol kola insanca bir kazanç için tepkisini gösteriyor. Öte yandan, Ecevit Hükümeti de "Veremeyiz" diyor. Verecek imkan yok. Hele öyle bir çıkmaz ki, önce işadamlarının istediği ferahlamayı yap, sıra emekçiye gelince dur. Şu aşamada başka türlüsü de mümkün değildi. Ancak, istismarı da kolay bir kavşağa girdiler. İyi ki muhalefet kendi can derdinde. Ne var ki, herkesi mağdur eden bu "son"un bir müsebbibi vardır var olmasına da derdest edip DGM''lere sevkedemezsin!.. Hep "Biz dediydik!" diyen yazarlardan değilim. Ama, aşağı yukarı bir-iki senedir niye tarihten ziyade ekonomiye bu sütunda ağırlık verdiğimi şimdi anladınız mı? Soros gibi şeddeli bir kapitalist bile "Küresel kapitalizm krizde" diye kitap yazdı. Aslında eseri krizi öğrenmek için alırsanız, hayal kırıklığına uğrarsınız. Soros, öyle akademik kibirliliği bırakıp, "kavramsal çerçeve" diye pek bulandırdığı Popper''in açık toplum modeline girmeseydi kendi açısından daha itibarlı kalabilirdi. Ama, kitap Soros''u öğrenmek için ipuçları veriyor. Kapitalizm krizde. Finans küreselleştikçe denetlenemiyor. Yalnızca piyasa ekonomisine dayanan kapitalizm sadece kendini bitirmiyor, aynı zamanda demokrasiye de, açık topluma da tehdit oluyor. Bu tesbitlere Soros''un katılması önemli. İşte, Türkiye de bu küresel sürecin kapsadığı alan içinde... Dolayısı ile bela bize de sıçrıyor... Dolayısı ile en halkçı Başbakan, işçi-memur ittifakının muhalefeti ile karşılaşıyor. XXI. yüzyıla "açık toplum" olarak girmek istiyoruz. Açık toplum; çokkültürlülüğü, katılımı, çeşitliliğe tahammülü, medeniliği, sivil toplumculuğu kapsıyor. O yaptı, şu yaptı, şunlar başlattı tatsızlığına girmek istemiyorum .Türkiye laikçi/İslamcı kutuplaşmasına sürüklenmeyip, bu kavşağa dahi onun sebep olduğunu düşünerek yıllar önce ekonomik (hem küresel, hem lokal) vakıaların incelenmesine öncelik verseydi, bugüne batar mıydık? (Gerisini siz getirin...)  Bakın Soros, sosyal güvenlik hakkında ne yazıyor:

"Günümüzde devletin vatandaşlarına sosyal yardım sağlayabilme gücü sermayenin başka yere taşınarak vergiden ve ağır çalışma koşullarından kaçabilmesinden ciddi biçimde etkilenmiştir... (Böylece) sermaye ve ücretlere uygulanan vergiler azalmış; tüketim başta olmak üzere, diğer vergilendirme biçimleri artmaktadır. Bir başka deyişle, vergi yükü sermayenin omuzlarından vatandaşın omuzlarına kaydırılmıştır." Yani, bizde de, hükümetler SSK açıklarını kapatagelmişti. Ancak, devletin bütçesi faize gidiyor. Sosyal güvenliğe para ayıramıyoruz. Artık, bu işi çalışan işçi-memur yüklensin ve emeklisini finanse etsin, deniyor. Devlet, ben aradan çekiliyorum, diyor. Sistem, yeniden bu ilke ışığında tanzim ediliyor. Bu da yukarıda vurguladık, mecburiyetten böyle deniyor. Global düzenin önlenemez krizi nedeniyle... Suçlu belli de. Nasıl mıhlayacaksın? Şimdi kapitalistler bile şikayetçi. Onun için solculara düzeni savunduruyorlar.