Kosova''ya henüz barış gelmedi.Savaş bitti. Savaş nasıl bitti? Cevap: Savaşla. Başka çaresi var mıydı? Kısa dönemde "hayır." Etnik temizliğin "hümanizm" ile engellenemeyeceğini bize Hitler örneği acıyla öğretmişti. "Değerlerin silahla savunulması gereği" herkesten onay gördü. Hele ortada bir Bosna hatırası varken. "İnsani müdahale" ürkeklikle uygulanırsa, etkisiz kalıyordu. Pekiî, insani müdahale bölge dışı güçlerin silahlı girişimi ile sağlanınca barış sağlanıyor mu? Maalesef, cevap hayır. Maalesef, yeterli değil. Şimdi sıkıntı saldırganla mağdurun nasıl kan davası gütmeden bir arada yaşayabileceğini gösterebilmektedir. Kanla yazılmış bir dram kolay unutulur mu? "Hayır!" diyorsanız, o zaman bundan sonra ne yapmalıyızın da muhasebesini gerçekleştirmek zorundayız. Kalıcı çözüm, saldırganı caydırabilecek emniyet supaplarını devrede tutmaktır. İşte, burada Birleşmiş Milletler''e görev düşüyor. Ürkek bir BM, "dayılanmaya" karşı hemen sesini, yükseltebilmeli. Problemli sahalardaki muhtemel elektriklenmeleri daha kibrit çakılmadan engelleyebilmeli. Tarassut kuleleri gibi etkin bir denetim/gözleme mekanizmalarını kurabilmeli. Sevgi kültürünü yayabilmeli. Sırp aydınları biraz olsun insaniyetperverlikten nasiplerini alabilseler, kendilerini ateşe atan diktatörlerine karşı direnebilselerdi, o acıları Kosovalılar kadar Sırplar da çekmezlerdi. Demek ki, görev halka düşüyor. "Boğazlama insiyakları" daha eyleme dönüşmeden kolektif vicdanların infiali ile geri adım attırılabilseydi, kimse zarar görmezdi. Pekiî, değdi mi? İşte bunun hesabını Miloşeviçler, Saddamlardan ziyade onlara köle olan halkların vermesi lazımdır. Şehitleri geri getiremiyorsunuz. Cam kafeslere girince duyulan pişmanlık ve yapılan özürler de kifayetli olmuyor. Kosova, ibret olmalı.
ELAZIĞ''DAN İLLERE Elazığ Emniyet Müdürü Feyzullah Arslan beyden bir yazı aldım. Çok önemli bir kampanya başlatmışlar: "Bıçağı Bırak, Kalemi Al" Nedir bu, neyin nesi derken dokümanları okudum, hayli de etkilendiğimi söylemeliyim. Gençler arasında bıçak taşıma alışkanlığı artıyormuş. (Bıçak taşımak kanunen yasak değil.) Lise grubu gençlerde bıçakla yaralama ve adam öldürme artıyormuş. Bu nedenle il bazında bir kampanya başlatmışlar. Diğer iller de katılsın, diyorlar. Polisin böyle "caydırıcı" ve "eğitici" çalışmalar yapması fevkalade yerindedir. Onları kutlarım. Şimdi, ülkede silah taşıma özentiliğine karşı da kampanyalar başlamalı. "Silaha hayır" kampanyasına karşı çıkanlar, "uğursuz takımı zaten silahlı. Biz kendimizi nasıl koruyacağız?" diyorlar. (Polisin de bu mazerete cevabı olmalı.) Ama, bu argümanı kullananlar herhangi bir "nefis dürtüsünde" kendilerine hakim olabilecekler mi? (Bu soruyu da onlar cevaplandırsın.) Önemli olan kavga etmemenin "erkeklik" değil, "medenilik" olduğunu sosyal kültürümüze yerleştirebilmektir. "Bıçağı bırak, kalemi al" doğru bir slogan. Çalışın, ilme verin kendinizi manasında. Ancak, aramızda öyle kalemşörler var ki, o kalem bir bıçak kadar kalleş değil mi? Kalemi kullanmayı da öğretmeli.

