Kaydet
a- | +A

İçişleri Bakanımız iyi gidiyor gibi... Türkiye''de, hep söylerim, hep "çok akıllı" adamlar vardır. Onlar sayesinde düzen korunur. Ama, ben bizim biraz "dellenecek" adamlara ihtiyaç duyduğumuzu savunmuşumdur. Nedense bu yiğitler, konuştukça sevilir ülkemizde. Halk rahatlar. "Oh" der, bir yürekli var, hakikâtleri haykıracak. Tantan da öyle bir çizgi tutturdu. Bütçe Plan Komisyonu''nda milletvekillerine gürlemiş: -Önünde ceket iliklediğiniz, saygı duyduğunuz isimler Türkiye''yi soyanlar arasında yer alıyor. Bu sadece milletvekilleri için değil elbette. Geneli kastetmiş olmalıdır. (Not: Bazen dostlarım neden takım giymediğimi, kazak tercih ettiğimi soruyorlardı. İşte, cevabı...) Devletin İçişleri Bakanı, ülkede "soygun düzeni"nden bahsediyor!... Ben zihni algılaması 15 yaşındaki bir çocuk gibi sormak istiyorum. En yetkili ağızın bu ifadeleri gerçek kabul edilirse ve yıllardır hepimiz bir yolsuzluk faciasından, adetâ devleti sarmalayan bu spiralden bahsediyorsak; o zaman: -Devlet niye devleti soyanlara dur demiyor? -Acaba, siyasiden bürokrasisine kadar bu mekanizmanın içinde işbirlikçiler mi var? -Tantan''ın dediği gibi, saygınlar da soyuyor, ya da soyanlar saygınlaşıyor ve niye biz bunların önünde ceket ilikliyoruz? -Hangi devir gelirse gelsin, bu asalaklar, yetim hakkı yiyenler niye ayrıştırılamıyor? Halkta hep bir "milat" beklentisi. Hani sigara bırakanlar gibi. "Yarın bırakıyorum" misali.

Dün Susurluk, ardından Mali Milât, ardından Deprem, ardından Evcil... Hep bir taze sayfa, beyaz bir başlangıç. Ve kursaklarda kalan hevesler. Hiçbir zaman aşılamayan eşikler. Öte yandan, bir başka paradoks daha var. Devlet, kendinden şikayetçi. Devlet, kendini eleştiriyor. Devlet, adetâ kendini ihbar ediyor. Doğru söylüyorlar, eğri söylüyorlar, haklılar/değiller; ama onlar konuştukça moraller iyice bozuluyor. Bir İçişleri Bakanı bunları söylerse! Ve hatırlayın: -Hakimler vicdanları ile cüzdanları arasında sıkıştı. -Anayasa bâtıl. -Can güvenliğim yok. Daha neler neler? Partiler, siyaset, bozuk düzen diyor. Mesut bey gibi pek çoğu sistem köhnemiş, diyor. Eee, biz halk olarak ne yapalım? Ağlaşmaktan başka. Süleyman beyin koşa koşa verdiği umut mesajları artık Polyanna masalları kadar etkili olmuyor. Bu ortamda deprem vergileri nasıl toplanır? İyi şeyler, ülke için hizmet yapacak cesaret nereden bulunabilir? Devleti eleştirmek kaçış olmamalı. Onlar icra mevkiindeler. Bu gidişe son verecek de onlar. Yiğitçe üzerine gitmeliler olayların. Ama, halk da arkalarında olmalı. Popülizm uğruna halk da geri durursa çözüm sağlanamaz ki!..