İrtica ile mücadele yasaları Meclis''te ne olacak?
Meclis, büyük bir ihtimalle, tartışmalarda "tanım" üzerinde ısrar edecek. Ve sorun "irticaın" tanımında kilitlenecek. Kilitlenmese bile mürteci tanımı, araştırılan ortama, araştırana ve araştırılana göre değişeceğinden meseleyi sübjektif değerlendirmelerden arındıramayacaksınız. Arındıramayacağınız için haksızlıklar vaki olabilecek. Aslında önemli olan irticaın tarifi değil. Her ne saik ile olursa olsun, devleti ele geçirmek için şiddete başvuran her hareket, yıkıcı ve bölücüdür. DGM''nin kapsamındadır. Cezasını görür. Burada tek bir kişi dahi itiraz edemez. Sorun, o zaman, bunu amele dökmeyip, eylemi olmayıp, niyeti besleyene ne yapmalıdır. Testiyi kırmadan dövmek mi? Tecrit mi? Karantinaya almak mı? Hesaplanan, eylemsiz bu kişilerin ileride bir gün ("D-Day") bu niyetlerini eyleme dönüştürebilecekleridir. "O zaman lojistiği kurutmak lazımdır" argümanı ilk bakışta doğru bir tesbit gibi gözükmektedir. Ne var ki, kurutma metodolojisi ciddi bir mühendislik ve sanattır. Dozu, uygulama biçimi bu lojistiği daha katılaştırabileceği gibi, ona katılmaları da sağlayacak bir geri tepme mekanizmasını da tetikleyebilir mi? O zaman öngörülen (tedirginlik veren) bizzat bu mücadele yöntemi ile gerçekleşir. Korkulara, mücadelenin yöntemi ebelik yapar. "Pekiî, bırakalım, kıvama ulaşıncaya kadar istediklerini yapsınlar mı?" Etnik sorun ve fundamentalizmle karşılaşan demokratik ülkeler çareyi sosyal entegrasyonda bulmuşlardır. Öncelikle iktisadi sıkıntıları gidereceksiniz. Sistemden hoşnut olmayanlar küskünlüklerinin hıncını rejimden almasınlar diye ekonomik bölüşümü kitlelere doğru, tabanı genişleterek, yayacaksınız. Bu ülkede çıkarı olacak adamın. Entegrasyonun ikinci boyutu, devleti herkesin devleti yapabilmekten geçmektedir. Devlet kucaklayıcı oldukça, onu ele geçirmek isteyenlerin niyeti kırılacaktır. Tabii ki, devletin kuruluş ilkeleri vardır. Buna sadakat şerefimizdir. Aksi düşünülemez. Devletin bunu beklemek hakkıdır. Devlet doğaldır ki, sivil toplumun alanını çizer. Sosyal alandan siyasal alana sızmaları kontrol altında tutar. Bunu yaparken, aykırıları da sisteme entegre etmek için uğraşır. Bütünleşmek yönünde adımlar atar. Bunları taviz olarak görmez. Ancak, bunların istismarı söz konusu olduğunda hoşgörüyü atar ve gereğini yapar. Siyaset işte bunun adıdır. Türkiye''de herkesin itidalli düşünmesi ve mutabakatlarda bulunmasının zamanıdır.

