Öcalan Davası, şu anda Türkiye''nin "birinci" olayıdır. "Bunu medya abartıyor" demek! Bunu, başka şeyleri örtmek için devlet kullanıyor, demek ne kadar hakçadır? Öcalan, bu ülkede otuz bin can almıştır. Onun ötesinde, ölen militanlar da TC vatandaşı idiler. Onbeş yıl bir millet savaştı. Sınır ötesi operasyonlar yaptı. Diplomatik muharebeler verdi.
Katrilyonlar döktü. Mazi ile Öcalan mahkemesi, Türkiye''nin tabii ki, "1. olayıdır." Sadece geçmişi değil, geleceği ile de yine 1. işimizdir. Batı, Türkiye''yi yargılama gayreti içindeyken, bu mahkemeyi adeta Sevr''i hortlatmaya vesile görmüş iken, hiç kuşkusuz ki Öcalan davası Türkiye''nin 1. meselesidir. Tabii ki, Türkiye tek gündemli çalışamaz. Ama, Öcalan Davası dünün hesabı, geleceğimizin inşasıdır. Herkes Mudanya''da olmalı. Kalp orada atmalı. Partizanlık bir kenara atılmalı diyor ve yazıyı burada kesiyorum. (Sn. Kutan''ı ve partisini rencide etmemeye gayret ve itina gösteriyorum.) Dileğim Sn. Kutan''ın Mudanya''ya gitmesidir. Şehit aileleri arasında bulunmalıdır. Ben Recai beyin demecinin belki çarpıtıldığına inanmak istiyorum. Amacının dışına taşırılması da olabilir. Ama, Erbakan''ın Öcalan ile temas kurmaya çalıştığının iddiaları arasında Kutan''ın milli coşkuya katılmasında yarar görüyorum. Bir de Fazilet Partililer zaman zaman devlete sitem ederken "Bizi de bari İmralı''ya kapatsınlar" tarzında ifadelerde bulunuyorlar. Ne kadar sıkılsalar da, bu fevrî ifadelerin kendilerine "stratejik" olarak zarar vereceğini sanıyorum. Bu tür benzetmelere ilk kez, herkesten önce Faziletliler''in karşı çıkması lazım.
YAZICIOĞLU''NA DÜŞEN Nasıl oldu, malûm veya meçhûl, ana muhalefet FP, MHP''yi "ırgalamaya" başladı. Diğer bütün partileri bıraktı, MHP''yi hedefine aldı. Vurdukça vuruyor. Niye bu kin, bundan önce de yazdık, anlayamıyoruz. Tabanını tahrik edip, MHP''den kopuşunu ister gibi bir tavırdır. Sağın solla "uzlaşması"nın ulusal barış için sindirilmeye çalışıldığı bir ortamda sağın ana muhalefeti, sağın ana iktidarı ile böylesine uğraşırsa demokrasimizi ilerletemeyiz. Burada itidâl şarttır. Ayrıca, Muhsin beye "özel bir misyon" düşmektedir. BBP, MHP ile birleşmedi, FP''ye de katılmadı. İki parti arasında "konuşlandı." Muhsin beye düşen, eski ocağına küsüp, ona yönelik eleştirilere katılıp, acaba MHP''yi bölersem bana da katılımlar olur mu diye iç geçirmek değil; sağın iki kadim partisi arasında medeni bir yarışa avdet edilmesini sağlayacak arabuluculuğu uhdesine almaktır. Yazıcıoğlu''nun kalbinde ne yatıyor, onu zaman ve tavrı belirleyecek. Ama, tarih her şeyi yazacak. Muhsin bey nasıl demokrasi tarihimize geçecek, kendi elinde...

