Kaydet
a- | +A

Nihayet Öcalan Davası bitti.

Sonuç, Batı kamuoyu dahil, kimseyi şaşırtmamış olmalı. İdam bekleniyordu. DGM''nin önünde başka bir hüküm alternatifi zaten yoktu. Kaldı ki, Öcalan da durumu biliyordu. Savunmasını "hukuki" bir platforma oturtmaktan ziyade "siyasi" bir zemine kaydırmaya gayret etti. Beklenen; AB''nin bu aşamadan sonra Türkiye''yi sıkıştıracağı ve idamı müebbede çevirmeye zorlayacağıdır. Onun ötesinde tedirginlik, Türkiye içinde ve dışında PKK yandaşlarının bu karara verecekleri tepkidir. İşin analizine girişelim: İdam edilir ve sonuç görülür. Turizm etkilendi deniyordu. Hakikaten turizm baştan beri etkilendi. Güney sahillerimiz perişan. Turist gelmiş gelmesine de, kalitesi çok düşük diye -çok daha ucuzlatıldı- herkes şikayet ediyor. Daha da etkilenir mi, bilemem. Bölücübaşının infazını en çok şehit aileleri istiyor. Bu bir intikam saiki değil, bir hesabın verilmesi, üstelik, bir yerde haklılar: Eğer Öcalan, bir nevi affedilirse, bundan sonra otuz bin kişiyi katledene de aynı şeyi yapabilir misiniz? Örgütün veya başka nevi bir terörün önünü alabilecek caydırıcı darbeyi vurabilir misiniz? "Makul" insanlar, önce Türkiye''nin "âlî menfaatleri" diyor ve Öcalan''ın mezara kadar hapsolunmasının "nimetlerini" düşünüyorlar. Bu kavşakta, Öcalan''ı kullanmak veya onun barış çağrılarından yararlanmak meselesi gündeme geliyor. Öcalan''ın talimatı ile onca terörist, pişmanlık yasası ile de pekişince, dağdan inip, teslim olurlar mı? Yetmez. Silahları da ebediyyen gömerler mi? Bunun, yeterli olmayacağı açık. Hem Güneydoğu''ya iktisadi canlılık, hem de Kürtlerin kültürel kimliğini kullanabilmelerine ilişkin esneklik de lazım. Öcalan olmadan da bunlar mahsul verir mi, o da ayrı bir tartışma konusu. Kaldı ki, Güneydoğu''ya canlılık tamam, zaten uğraşıyoruz da, Kürt kimliği konusunda Ankara''nın tavrı o kadar henüz esnek değil. Mahkemede Öcalan''ın siyasi çözüm olarak sıraladıkları devlet tarafından ne kadar hoşgörü ile karşılanabilir, doğrusu tartışmalı. Öyle ki, dilenen çok kültürlü bir toplum Türkiye''nin bürokratik kademesi tarafından tedirginliğe sebep oluyor. Bu konuda Türkiye esnese, dini kesimlerin de benzeri kimlik taleplerine devlet geçit vermeye hazır mı? Bir başka nokta, Öcalan''ın ilan ettiği role sığıp sığmayacağı... Öcalan ile PKK''nın arası ne kadar açık? Öcalan hâlâ örgüte hakim mi? Dahası örgüt hâlâ hakkı teslim edilecek ve dikkate alınacak bir güce sahip mi? Bu konuda medya kasetleri yeterli bilgi vermiyor. Ancak, devlet bu konunun istihbaratını yapmış, ölçüp-biçmiş olmalı. Devletten medyaya intikâl eden mesajların bu yönde olduğunu düşünmekte haksız mı sayılırız? Kalıyor. Batı devletlerinin, özellikle AB''nin tavrı. AB, zaten daha baştan beri önkoşullu. Öcalan''ı saraylarda konuk etsek bu tavrı değişir mi, bilemiyorum. Ne var ki, hapsin Öcalan için "kurtuluş" olduğunu ve Öcalan''ın da müebbedi düşünmediğini sanıyorum. Yine de devletin kararı siyasi olacak. Her halükârda Türkiye Meclisi ile önemli bir karar alacak. Sevabı ve sorumluluğu ile. Kolay gelsin.