Kaydet
a- | +A

Murat Demirel vakıası, mutlaka sonuna kadar ve titizlikle araştırılmalı.

Adil olunmalı ve gereği düşünülmeli. İcra edilmeli. Neden mi? Bu millet artık bıçak sırtında! İnsaf edin, önce deprem vergileri dediniz. Daha onları tamamlamadan adetâ yeni deprem vergisi olacak şu sigorta işini ihdas ettiniz. Zaten, geçinemiyoruz. Maaşlar, ücretler çöküyor; zamlar üstüste patlıyor. Anlıyoruz; durum kritik. Son şansımız bu. Enflasyonu alt etmeliyiz. Borçları ödemeliyiz. Size bu millet kredi açtı. Gıkını çıkartmıyor. Askeri bir yönetimde bile böylesine acı acı frene basamazdınız. Katlanıyoruz. Katlanacağız. Ama, siz de anlayın. Bu halk böyle inlerken bir ülkede yolsuzluk, hortumlama, israfın teşhiri, karaparanın rezaletlerine dokunulmazsa... Bu işlere tevessül edenler hesap vermeli...

Murat Demirel vakıası, bu açıdan sembolik anlamı itibariyle, milattır. Gevşek tutulursa milletten acı ilacı yutmasını, kamu sorumluluğu ile iktisadi istikrar programınıza destek çıkmayı beklemeyin. Gemi batarsa batsın, ben filikamı kurtarayım psikozuna girecektir. Bireycilik ön plana çıkacaktır... Millet yine kuşku içinde: Kıbrıs''a bakıyor. Aynı olaylar orada. Sadece suçlanan değil, suçlayanın da pek temiz olmadığı düşünülüyor. Ve millet Kıbrıs''a gönderdiği paraların nerelere gitmiş olabileceği kuşkusu ile ürperiyor. Sonra birileri açılış törenlerinde zehir zemberek konuşma yapıyor ve "Hiçbir dönemde devlet bu kadar yıpranmamıştı, suçlanmamıştı" diye şikayet ediyor. Erkan bey doğruları söyledi.

"O daha çocuk" diye azar işitti. Bari kulağından tutulup dışarı atılsaydı. Bilim adamı analiz yapar. İrtica, çıktıdır. Sonuçtur. Bu semptomu üreten vakıa yolsuzluktur. Bunu çocuk bakan anlıyor da, koca rektör görmüyor mu? Öğretim üyeleri geçinemiyoruz demiyorlar mı? İrticayı önemsemeyen yok. Ama, irtica ile mücadelede sanki Türkiye güllük gülistanlıkmış da, bunlar oluyormuş havasına girilemez. Yetmişlerde sol da ortaya dikildiğinde aynı metodolojik miyopluk Türkiye''ye nelere mâl olmuştu?