Kaydet
a- | +A

Erbakan, hatıralarını yazmaya başlamış. Eğer öyleyse, bundan böyle aktif siyasete yeniden dönme ümidini kesti, demektir.

Bizde siyasetçiler pek "anılarını" yazamazlar.

Son nefese kadar aktif siyasetin içinde kalma ihtirası, tribünlere çıkma imkânı vermez. Siyasetçi için "öbür taraf", ahiret olagelmiştir.

İstisnaları var elbette.

Anılarını yazan, bir yerde gemileri yakmaya hazırdır. Yazdıkları birilerini, arkadaşlarını dahi, kızdırabilecektir.

O nedenle Erbakan''ın bırakın konjonktürü, partisinden gelen sinyalleri dahi artık anlaşılır bir şekilde okuyup, direksiyondan arka koltuğa çekilebileceğini düşünmeye başladım. Belki, o nedenle Fazilet, Refah''tan farklı olarak önemli "liberalleşme" adımları atabiliyor.

Bu aşamadan sonra Aksaçlılar-Yenilikçiler kavgası da anlamsız olacaktır. Yeni liderin kim olacağı da bir karizma meselesi olacaktır, ilke değil.

Fazilet galiba Erbakan''sız da yapabileceğini ispat etme gayreti (veya rüşdü) içindedir.

İşte, bu gayret, her türlü olumsuzluğa rağmen Fazilet''e gelecek vaad etmektedir.

Fazilet veya benzeri bir oluşumu Türk siyasi sahnesinde imha etmek mümkün değildir. Ancak, Fazilet''in realist davranması, demokrasiyi artık hazmetmesi hem ona, hem de Cumhuriyet Türkiyesi''ne soluk kazandıracaktır.

Öte yandan, DYP''de de fay kırılmaları var.

Genel başkanlık çekişmesi, bazılarına göre batan gemide kaptanlık kavgası gibi bir şey.

Türkiye siyaseti, Cumhuriyetçi bazı odak veya kişilerin Tek Parti/Millî Şef dönemine geri dönüş arzu ve uygulamalarını hatırlatır bir süreci idrâk ederse, o zaman Demokratları 1950''de iktidara getiren rüzgârlar merkez sağ, DYP ve ANAP yelkenlerini de doldurabilir. Bu çerçevede Yılmaz''ın Menderes söylemleriyle "Ben de değiştim" imaj ve mesajını vermesi boşuna değil.

Sanki Türkiye 1950 kavşağına varıyor gibi.

Geçenlerde de yazdım. Dış dünyada yeniden yapılanma, liberalleşmenin küresel niteliği, Türkiye''de özgürlük taleplerinin artışı adetâ o günleri hatırlatıyor.

İşte, o hava, DYP ve ANAP''a, mevcut liderlerini yeniden aklamaya yarar mı? Tabiî, Cumhurbaşkanlığı seçimlerine de bağlı.

İktidardaki DSP ve MHP renk vermeyen partiler.

Deprem onları yıprattı mı?

DSP için, CHP''nin alternatif oluşu Kışlalı cenazesiyle test edildi. Aşırı ve haksız reaksiyon, DSP''nin yıpranması karşısında CHP''yi gıdıklayamadı.

MHP ya sessiz ve derinden gidiyor intibaını veriyor, ya da "başka dünyanın insanları" gibiler.

Hepsinden dinamizm bekliyoruz.

Türkiye''yi dönüştürecek güç, millî iradededir. Parlamento dışı değişim dürtüler, demokrasiye zarar vermektedir.