Kaydet
a- | +A

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı "İmdat" diye bağırmış.

SSK''nın bu yıllık açığını görünce (2.5 katrilyon) Sn. Yaşar Okuyan "Şu koltuğa oturana kadar çöküşün boyutunu bilmiyordum" demiş. İyi niyetli bir zat. Fakat, insan siyasetin tam "başında" olur da, Türkiye''nin acil çözüm bekleyen sorunlarının ana hatlarını bilmez mi! İşe yeni başlayan muhabir bile daha "enforme"dir. Kaldı ki, siyasetçi sorunları bilecek. Yetmez, çözümleri de bilecek. Koltuğa "hazır" gelecek. Neredee? Zaten, bizde sosyal refah devletinden uzaklaşıp, SSK''yı kapatsak, çokları hoşnut olacak. Aslında SSK iyi çalışan kurum. Öyle olmasaydı, bugüne kadar, bu açıkla çoktan mahvolurdu. Devam edebilmesi, kurumun başarısıdır. Onun için önce onların "dinlenmesi" gerekir. Ama, devlet memurudurlar, konuşamazlar. Kasetleri (!) yok ki, savursunlar. SSK, hep siyasi müdahalelerden çekti. Kurum, kendine göre, elindeki verilere göre hiçbir zaman gelir/gider fizibilitesine göre çalışamadı. Siyasetçi, bazen popülizm, bazen de başka açıklarını kapamak için SSK''yı kullandı. Vatandaşa şirin gözükebilmek için erken emeklilik, süper emeklilik diye SSK aşırı yükün altına sokuldu. SSK, sadece bir sosyal sigorta kurumu değil. Tam teşekküllü, yurdu saran medikal hizmetleriyle bir sağlık kurumu-aynı zamanda. Tam 25 milyona hitap ediyor, hizmet veriyor. Hem de ne eksikle. Kendinde yoksa, tıbbî açıdan kendinde olmayan tıbbî imkanlara hasta gönderiyor (diyelim böbrek diyalizi için) ve özel sektör fiyatlarını ödüyor. Gıkını da çıkarmıyor. SSK''nın şu sağlık boyutundan çekilmesi lazım. Sadece sigorta ile ihtisaslaşmalı. Bu alanda da ne yapsanız çözüm kolay değil. Kaynak sıkıntısı malum ve aşırı boyutlarda. Devlet ve belediye borçlarını ödemiyor. Kayıt dışı çok. Kaçak işçi, az gösterilen ücretler çok. Sigortanın tabanının genişletilmesi şart. Prim öder hâle getirilmesi şart. Aslında mesele evrenseldir. En ileri refah devletlerinde bile aynı sorunlar var. Emeklilik yaşları uzuyor. Çünkü, tıbbın gelişmesi insan ömrünü uzatıyor. Sigortadan yararlananlar artıyor. O kaynağı da çalışan genç nüfus sağlıyor. Ondan kesilen primlerle genç kuşak yaşlı kuşağa bakıyor. Avrupa''da ve Amerika''da bu durum, neredeyse sınıf savaşı yerine kuşaklararası bir savaşa meydan veriyor. (Laster Thurow, bu sıkıntıyı Kapitalizmin Geleceği adlı eserinde uzun uzun tartışıyor.) Uzun dönemde SSK kendi risklerini, adetâ banka gibi fizibilitesini kurarak, sistemini oluşturmalı. Kısa vadede ise devletin, kaynak sorununu çözmesi lâzım. Pekiî, nereden? İlkin, özelleştirme. İkincisi, dış borç. Üçüncüsü de, devlet elindeki arsa vs. gibi malları satacak, nakide dönüştürecek. Çaresi bu. Haydi kolay gelsin.