Tanıtım, ciddi sorunumuz.Aslında, tanıtım çaredir. Çözümdür. Bizde ise sorun.
Turizmimiz geriye gidiyor derken herkesin parmak bastığı kusur; tanıtım eksikliği idi.
Türkiye "imajı" PKK dolayısı ile "tehlikeli bölge." Üstüne üstlük trafik kazaları ile karalanmaktayız. Bir de ecnebiler için "irtica" korkusu var.
Tabii, bir ülke, haklı olsa bile, "açık ve yakın tehlike" benim içimde derse, bunu milli strateji diye kendisi ilân ederse, medya da bunu köpürtürse, neredeyse Türk vatandaşları korkudan sokağa çıkamaz.
Bir yanda, "Eyvah, şu dini ve etnik hareketler rejimi kemiriyorlar" diyorsunuz, öte yandan Batılıya dönüp "Türkiye o kadar sakin, dingin ve barışçıl" mesajları veriyorsunuz. Buna kim inanacak?
Demek ki, tanıtım "içte" başlar.
Bizim kadar kendini "ihbar" eden bir ülke çıkar mı? Turizmciler medyadan şikayet etmede haklı değiller mi?
"Türkiye, cesur turistlerin seçimi" diye lanse etsek, belki nefislerini okşar da talep artar!..
Turizmde hep Avrupa''ya yaslanmışız.
Aslında, siyasi peşin hükümlerle AB bize karşı "gizli ambargo" uyguluyor. Farkında mıyız?
Uygulamasa bile AB; kendi içine kapanıyor.
Her türlü, mal/hizmet transferini kendi sınırları içinde muhafaza etmeye niyetli. Bu çerçevede Türkiye''ye turist yoluyla para kaçağı nerede ise birliğe ihanet gibi görülüyor.
Amerika''ya, Türk Dünyasına, Japonya''ya açılsaydık ya! Alternatif olarak... Şimdi THY sayesinde ABD''den uçuşlar, Avrupa''dan ucuz.
Pekii, AB''de imajımızı değiştirebilir miyiz?
Murat Yurdum Belçika''da oturan ciddi bir Türk genci. Hep yazar bana. Dertlerini, gönlünü açar. Son mektubunda Avrupa''nın tarihini bile yukarıda altını çizdiğim "Kapalı toplum" zihniyeti ile yeniden yazdığını kaydediyor.
Tanıtımda koca Türkiye, PKK kadar bile olamadı. Onlar daha ikna edici oldular diyor. "Haraç ve esrar ticaretinden elde ettikleri paraları propagandaya akıtıyorlar."
Tanıtım, düne kadar dışarıda "tuttuğumuz" şirketlerce yapılıyordu.
Onlar da kendi kafalarında bir Türkiye icat ederek, tanıtıyorlardı. Boşuna gayret dedik, o yolu kestik.
Şimdi, Türkiye''nin tanıtımı "sistematik" değil, stratejik değil; olay bazında, bir Osmanlı sergisi gidiyor, bir basketbol takımı. Bütüncül bir yaklaşımımız yok.
Yapmaya talip olanlar var. Onlara da itimat edemiyoruz.
Zaten paramız da yok.
En iyisi içimizi düzeltelim.
Kendimize çeki-düzen verelim.
Önce medyaya.

