Rusya''nın başı belâda. Her gün ve gece başka bir kentinde bombalamalara maruz kalıyor. "Terör" diyorlar. Evet, terör bir beşeriyet düşmanı. En hınzır düşmanıma bile revâ görülmesini istemem. Çünkü, terörün muhatabı devlet, mağduru ise halktır. Masum halk. Onun için insanlık suçudur, terör. Soğuk savaş, moğuk savaş... Rusya XX. yüzyılın "kaybedeni"dir. Yüzyılın başında bütün insancıl ümitlerle kurduğu devlet, milenyumun sonunda tek dişi kalmış bir Frankestein veya Kont Drakula gibidir. Avrupa''nın bencil, sömürgeci düzenine karşı o zamanlar Sovyetler bir "pozitif alternatif" gibi görülmüş, iddia edilmiş ve böbürlenmişti. Şimdi, kapitalist düzende kınadığı herşeyin hâmisi olmuş bir "mafya imparatorluğu"dur. (Deyim, bizzat Gorbaçov''un da değil, Yeltsin''in...) Gorbaçov, teslim olduydu. ABD ile idrar yarışını sürdüremeyecekti ülkesi. Değişmeye karar verdi. Ama, olana bakın ki, Rusya onu değiştirdi. Yeltsin, daha demokratik görülüyordu. Batı''da umutlar ona bağlanmıştı. Bu karagözlü kır saçlı, cüsseli adam Rusya''yı demokratikleştirecekti. O ölçüde Batı''ya buyur edilecekti. Yeltsin''e kolaylık sağlamak için Batı kredi musluklarını açacaktı. Şimdi, 2000''e bir kala dünden bugüne bir "flash back" yapınız. Film şeridi gibi yol ayrımındaki tercihi izleyiniz. Görünürde Batı''ya yaranmaktı amaçları. Ancak, Politbüro, KGB ile anlaşıp, sosyalist ekonomiyi, mafya yoluyla kendi çıkarları için "özelleştirmişlerdi" bile. Özelleştirme (privatization) olmuştu (piratization), korsanlık. Devlet ekonomisini eski oligarşi yutuvermişti. Üstelik, uluslararası mafya bağlantılarıyla "küreselleştirmiştiler." Devleti hantal halinden çıkarıp, küçültüp, demokrasiyi, kökten bir metodla halkına iade etmek varken; eski imparatorluk hayallerini istismar ile dayılığa devam kararı almışlardı. Kremlin''in derin devleti, Lenin''in teorik planda kabul ettiği milliyetler sorununu Kafkasya''ya gönderdiği tanklarla çözmeyi yeğledi. Demokrasi ile değil. Avrasya nüfuz alanındaki pençesi gevşemesin diye Türk devletlerindeki muhalefeti "irticacı" diye damgaladı. Bölgesel jandarmacılığa soyundu. Demokrasiye adanmış bir ülke icraatından anlaşılır.
İdeolojinin kabuğunun çatladığı yerde yolsuzlukları kamufle edecek şal da kalmamıştı. Ve kral çıplaktı. Medenî ülkeler şu on yıl içinde performansını seyrettikleri Rusya''nın demokratikleşmeyi artık (bundan sonra) beceremeyeceğini anlamış durumdalar. Krediler kesiliyor. Rusya''nın pençesine düştüğü yolsuzluk ağları karşısında Batı yeniden camdan bir perde ile bu ülkeyi çevrelemeye almış durumda. Rusya "Ben hâlâ varım" dedikçe, bombalar patlıyor. Demokrasi, Rusya''yı kurtarabilirdi. Samimi bir irade bunu gerçekleştirebilirdi. Rusya uzmanları önünü göremiyor. Tarihçiler ise parçalanma, 30-34-37 devlete bölünüş kaçınılmaz diyorlar. Moskova, isterseniz Petersburg deyin, treni kaçırdı. Olan halka oldu.

