Kaydet
a- | +A

Zaman/mekan atlasında değerlendirdiğimizde şöyle kendimize güvenimiz gelmeli. Gerçi biz sonunu yakaladık; ama isterseniz yüzyıl, isterseniz binyıl açısından bakın; tarih Türk''e yaramıştır. Yüzyılın başında Sultan Hamid''in satranç manevralarıyla ancak hayatını idame ettirebilen bir "Hasta Adam"dık; sonunda sıçramaya hazır bir "cihan devleti" adayıyız. Özellikle "binyıl"a bakalım. Geride bıraktığımız binyıla.

Af buyrun, şovenlik yapmayacağım ve tarihçi olarak arzediyorum; yani şu bin yıl "Türk Milenyumu" değildir de, nedir!.. Diyelim 2. Milenyum Türk için 1071''le başladı. Avrasya Kaplanı oluşumuzu belgeleyen Bakü-Ceyhan''ın imzalandığı AGİT''le kapandı. Malazgirt müstakbel enerji terminalinin geçeceği hattın üzerindedir. Binyılın ortası, aşağı yukarı 16. yüzyıl sayılabilir. Bu "gübek", binyıl için Kanuni Asrı''dır. Ne Einstein, ne Churchill... Geçiniz. "Binyılın Adamı", Kanuni Sultan Süleyman''dır. Dünya böyle bir imparatorluk görmemiştir. Hukukta, fetihte, zenginlikte, sanat, bilim ve estetikte bir uygarlık zirvesidir. Bundan öte, aynı yüzyılda Safevi İran, Hindistan''daki Timuroğulları, Şaybanlılar''ın Türkistan''ı ve Adil Şahlar''ın Afgan hakimiyeti ile beş Türk devleti dünya servet ve gücünün yarısından fazlasını elinde tutmaktadır. Yetmez mi? Siz öyle bir tarihin çocuğusunuz. Kendinize gelin. Yeni binyılı hedeflemek gerekir. Yüzyıllık hedefler bile kesmemeli bizi. Ne var ki, aşmamız gereken "fobilerimiz" var. Binyıldır şu Anadolu''da yaşıyoruz. Eğer hâlâ aramızda kavga ediyor ve zaman zaman sıkı yönetimlere muhtaç oluyorsak, ayıptır bize. Farklılıklarımızı, hangi kıstas ve kaynaktan olursa olsun, kabullenemeyecek isek imparatorlukları sosyal barış içinde yaşatmış milletin torunları olarak yuh olsun bize. Bir kere değil, yüz kere değil, bin yere yuh olsun! Dahası, bin yıldır onca evliyaullah makamı ile taçlandırdığımız Anadolu kalpgâhında hâlâ şöyle İslam, böyle İslam, soft İslam, diyet İslam, siyasal İslam diye doğruyu bulmakta derdimiz varsa ve bu toplumda dinimiz tehlike oluyorsa; ayıptır bize. Şüheda fışkıracak şu topraklarda utancımızdan saklanacak iki fay hattı arası boşluğu bile bulamayız. Öte yandan bin yılda hâlâ tekâmülü, ilerlemeyi, çağdaşlığı öğrenememişsek!.. Ecdat her atının gittiği yere uygarlık götürmedi mi? Hindistan''dan Avrupa''ya maddi-manevi insanlığı yayan bir millet hâlâ kırmızı ışıkta durmuyorsa, AB''ye mırın kırın yapıyorsa! Vazgeç, gelme 2000. Beri gel deprem, ört üstümüzü!..