Ben dün "Türbanı bırakın, demokrasiyi konuşalım" derken, türbanı unutalım saikini gütmedim. Bu ciddi bir sorundur, mağdurları vardır. Amacım, bu sorunun "çözümlenmesi"ne giden metodolojiyi tartışmaya açmaktı. Kaldı ki, sizden gelen müspet kanaatler, bu mevzunun "akil adamlarca" baş başa verilip, adeta bir "sosyal barış komisyonu" gibi çalışmasına bağlıdır. Aynı konuya bugün devam etmek istiyorum.
Bakınız; Türkiye bugün mercek altında. Bizi adeta lamet üstüne yatırmışlar, mikroskopla en küçük partikülümüze kadar inceliyorlar. Öcalan''ın İmralı''daki mahkemesi ile Türkiye dünya gündeminin birinci sırasında, içinde "tarafsız" olanlar var, ellerini birbirine sürtüp "Hah, işte şimdi Türkiye''yi sıkıştırdık" diyen şer odakları da var.
Biz Öcalan''ı, onlar bizi yargılıyorlar. Bu mahkeme "Kürt Sorunu"nu yargılamayacak, ama hiç kuşkusuz ki, Türkiye''nin ne denli demokratik bir ülke olduğunu sorgulayacak. En küçük bir "faul", çarpanla büyütülecek ve yüzümüze vurulmaya çalışılacak. Bu çerçevede Türkiye''de her şey "gözaltında."
Türkiye zaten bir "kulaklar" ülkesi iken, şimdi dürbünleşen gözlerin ülkesi olacak. Bu mahkeme sırasında inançlı insanlarımızın daha itidâlli davranıp, Türkiye''nin görüntüsünü bozmaması milli menfaatlerimiz icabıdır. Türbanı Öcalan''a kurban edelim, demiyorum. Ama, o bizim kendi ailemizin içindeki bir sorundur. O anlayışla tartışıp çözmek mecburiyetindeyiz. Öte yandan, Öcalan davası bir millî maçtır. Her kesime düşen sorumluluk var. Öte yandan, çitin öteki kısmı olan devlet de aynı hassasiyet içerisinde olmalı. Etnik ve dinî uyanışlara karşı sınav veren Türkiye''nin hukuk içinde davranışı Batı''da tartışılacaktır. Demokrasinin "çoğulculuk" ilkesi ışığında Türkiye''nin çağdaş değerlere ne ölçüde yaklaştığı üzerinde durulmakta.
Kısacası, mesele DGM''den bir askeri hakimin ayıklanmasıyla halledilecek değildir. Şart, fakat yeterli değildir. Sonra Öcalan, mahkemede müstahak olduğu cezaya çarptırılmalı. Önemli olan, siz de izlediniz, orada barıştan, kardeşlikten, bu hususta adeta "arabuluculuk" hizmetine talip olduğundan bahsetmektedir. O, bu hususta en son konuşacak insandır.
Bu, ona kalmamıştır. Bu cüreti kendinde görmesi/bulması bir son dakika hayat pazarlığı hamlesidir.
Vurguluyorum: Bu hususta Batı''ya malzeme verilmemeli. Tabii ki, şehit aileleri yerden göğe haklıdırlar. Öcalan''a verilecek, bağımsız yargının hükmü, bu acıyı hafifletir umarız. Ama, Türkiye, bu milât ile birlikte, eğer varsa bazı sorunlar, giderip, Türk-Kürt kardeşliğini perçinlemelidir. Kucaklaşılmalıdır.
Öcalan''a gerek duyulmaksızın, sosyal barış kurulmalıdır. Çare demokratikleşmededir. Toplu bir demokratikleşme hamlesi, türban sorununu da giderecektir.

