Kaydet
a- | +A

Emekli orgeneral Çevik Bir''in işadamları yemeğinde Cumhurbaşkanlığı için adaylığını koyuşunu sütunlar yorumluyor.

Nihaî analizde Paşa''nın henüz o kıvama gelmediği vurgulanıyor! Biz o kısma girmeyeceğiz. Ancak, şu ilginçtir ki, cumhurbaşkanlığı adaylığı ilânı bile bu ülkede bir dış politika konferansından sonra yapılıyor. Eskiden dahilî sahnede kendine yer açmak isteyenler, kalkınma derlerdi, enflasyon derlerdi. Kısacası, iç siyaset üzere yoğunlaşırlardı. Artık, bu yetmiyor. Halk artık "uluslararası perspektif", global bir vizyon, Türkiye''ye dışarıda nasıl bir ufuk açacağını bekliyor olmalı. Kısır, sadece mahallî sorunlara kısmî çözümler üreten kasabalı siyasetçi tipolojisi yavaş yavaş meydandan silinecek. Köylülük değil, küresel hüviyet ön plana çıkacak. Doğrusu da budur. İşte, bu yeni ölçek, siyasete soyunanlara, takımını seçenlere, sandığa gidenlere küpe olmalı. Ancak, global bakış açısı militer değil, sivil tefekkür metodolojisi içinde kalmalı. Çünkü, dünyadaki yükselen değerler bunu amir. Böyle (ve şimdilik kifâyetli) bir "girişten" sonra Türk dış politikasına bakalım. Ülkemiz çok taraflı bir satranç masasında. İlki, New York''taki Kıbrıs görüşmeleri... Rum tarafı AB''den aldığı ivmeyi kullanıyor. Nasıl olsa adayım, Türk''e vereceğim taviz yok. Yeter ki, şu aşamada şirinlik yapayım, diyor. AB aslında Güney Kıbrıs''ın adaylık kapısını açmakla büyük bir hata yaptı. Statüsü tanımlanmamış, riskli, parçalanmış bir aktöre yeşil ışık yakmakla; kocaman

bir soruna ortak oldu. Çözümlenmemiş bir problemi, zaten çetrefilli problemleri olan bir birliğe aldı. Hani, dünyadaki bütün sorunları ABD çözüyor, bunu da ben çözeyim, şan alayım diye davrandıysa bilemeyiz. Ama, görünen o ki, her tarafa çözün de gelin diyecekler. Zaten, AB bir yerde her tarafa karşı bunu

"kullanıyor." Öteki sorun, Öcalan''ın infazı. AB, "Asarsanız, almayız" demeye getirdi. Biz de Öcalan''a o kadar meraklıysanız, o zaman bizi AB''ye aday alın, biz de onu asmayalım, diyoruz. Yani, önce Helsinki''de bir kabul çıksın. Sonra Öcalan''ı asıp, asmayacağımıza karar verelim, diyoruz. Ve bu süreçte de iç hukuk prosedürü zaten tamamlanmadı kozunu kullanıyoruz. Türkiye önemli bir satranç oyuncusu

olmalı. Türkiye''nin AB adaylığı Slovakya gibi basit bir işlem değil. Türkiye büyük ve özel bir ülke. AB''nin de özel davranmasından gocunmamalıyız. Bu şartları bilmeyen siyasetçilerin artık politikaya soyunma devri kapanmalı. Halk da AGİT dolayısıyla bunu anladı, hatta uluslararası düşünmekten hoşlandı gibime geliyor. Asker kökenli adayların özel konumu ve Kamer Genç vakası dışarıda bırakılırsa, kendi (henüz) istememesine rağmen İsmail Cem''e cumhurbaşkanlığının yakıştırılması işte bu dış politika vizyonunun tuttuğunun işaretidir.