Kaydet
a- | +A

Türklüğüm övüncüm, İslâm şerefim. Ama, kuru-sıkı milliyetçilikten nefret ederim.

Tiksinirim!..

Rus denizaltısının batış öyküsü ne güzel sergiledi, bazı "şeyleri..."

"Nükleer denizaltı" imiş.

Kendi kendini torpidoladı.

Askeri gücü ile böbürlenmekle bir ülke nasıl rezil olurmuş, sahnelendi.

Dünyanın en büyük "ikinci" deniz gücü idi Rusya... Donanmasının ikmâlini bakımını bile beceremeyince, o güç nasıl balon gibi sönüverdi.

Üstelik, kazanın sebebi de bu.

Patlama, bakımsızlıktanmış.

Askerini, oğullarını tehlikeye attı Rusya.

İlkin, o filonun hâlâ çalışabildiğini göstermek için!

Kaza oldu. "Ben kurtarırım" dedi.

Bu teknoloji, para da sende yok.

Dış yardımı istemedi. Gelir de askeri sırları öğrenilir diye... Gelirler de Moskova''nın kendi gemisi ve askerlerini kurtarma aczini görürler diye...

Kibir yaptı.

Denizaltıyı mezar kıldı.

Böylelikle Rusya "patriot" mu oldu.

Hangisi doğru milliyetçiliktir?

Denizaltıdaki askerleri gömmek mi, kurtarılmasını sağlamak mı?

Soğuk savaş yıllarında olsa, belki olayı saklayabilirler. Olmamış gibi davranabilirlerdi.

Gemici ailelerine birer teneke Kızılyıldız madalya verip, savabilirlerdi. Ama, şimdilerde olmuyor!

Halk bile yutmuyor!

Milletini sevmek artık bambaşka bir duygu.

Medeni dünya bir yandan Genetik Devrim ile "alemi" keşfederken, manevi alanda da "insan" bulunuyor.

Devletlerin "büyüklüğü", nükleer denizaltı sayısı ile değil, çevre duyarlılığı ile ölçülüyor.

Devletlerin "büyüklüğü" döviz rezervi ile değil, gelir dağılımındaki adaleti ile ölçülüyor.

Bu zihniyetle bir eri kurtarmak adı Ryan olmasa da bir meydan savaşı galibiyetinden evlâ görülüyor.

"Kraliçe''nin hizmetinde 007 James Bondlar" değil, seçilmiş kralların sivil toplumun önünde dua çöktüğü Magna Carta''lar rağbet görüyor.

Yolsuzluğu "örtmek" değil, ifşa etmek vatanseverlik oluyor.

Rus denizaltısı modernitenin köhnemiş nasyonalizminden post modern milliyetçiliğe doğru felsefi kırılmayı simgeleyen bir "milât" oldu, adetâ.

Farklı bir "Potemkin" gibi. Hani filmlere konu olan zırhlı gibi.

Bu yazıyı okumamak asıl "devlet krizi."

Devlet çağın değiştiğini okuyamadıkça asıl krizin kendisi oluyor.

"Jingoizm" denen XIX. yüzyıl devlet kabadayılığı birer keskin sirke.

Salata kasesindeki "hıyarlara" bile yararı olmuyor.