Dünya, isteseniz de değişiyor, istemeseniz de. Bu değişimin iyi yönleri de var, sakıncaları da.
"Uyum", bukalemunlaşmak değil; küreselleşmenin avantajlarını tahsil, mahzurlarını bertaraf ile dünyanın önünde yerini almanın adıdır. Ne var ki, bazı mevzi gayretlere rağmen mekanizmanın hantallığı, sistemin çürümüşlüğü ve düşünce önderlerinin mazie kilitlenişi bizi yerimizde saydırıyor. Soldan da, sağdan da kelepçelenmişiz. AGİT, Türkiye''ye ufuk gösterdi. Ta Beşiktaş''a sığışan dünya "yeni bir devir açılıyor" mesajını verdiler. Ne hazin bir tecellidir ki, geleceğine herkesin imrendiği ve paylaşmak istediği devlet, depremzedelerine prefabrike konutlarını hâlâ teslim edemedi!.. İsrailli''nin dört gözü, sekiz eli, bilmem nesi mi vardı ki, ülke dışından geldi, köyü inşa etti ve gitti?!. Biz tantana ile tören yaptığımız halde evlerde oturulamıyor. Bu ayıp değil mi? Milliyetçilik, bu ayıba sebebiyet vermemek olmalıydı. Bir yanda "milliyetçi" sol, öte yanda ideolojik "milliyetçilik." Netice, su basan, kışa uzanan konutlar!... Atatürkçülük gibi, milliyetçilik de sözde değil "özde"dir. Attığında kül bırakmayan mangal milliyetçiliği tarihin mezarlığının yadigarıdır. Zihinlerin değişmesi lazım. Hem de sağlı, sollu. Düne kadar, "Turan" dendi mi tüyleri diken diken olanlar, diyenleri "tabutluklara" gönderenler bugün artık anlamışlardır ki, Türkiye''nin, hatta tüm dünyanın, hatta ve hatta yeni uluslararası vizyonun kilidi Avrasya''dır. Turan''a egemen olan dünyaya egemen olur. İktisadi boyutu enerji akışı yani Bakü-Ceyhan hattıdır. ABD''nin Soğuk Savaş''tan ziyade Türkiye''ye yanaşmasının ardında bu yatmıyor mu? Ve ABD ile "çıkar birliği" gerçekleşmiştir. Sonra, düne kadar bazı zihinlerde, açıkça ifade edilmese de, şu konsept vardı: Türkiye iktisadî açıdan uçar gider; ama ayaklarında pranga var. Biri Kıbrıs, diğeri Güneydoğu Anadolu. - Ver kurtul! Zihniyeti ile oralardan soğutulmaya çalışıldı. Oysa bugün, Avrasya denen turan projesi için; hem Kıbrıs, hem G. Anadolu önem arzetmektedir. O sistemin parçalarıdır. İlki, Akdeniz''in güvenliği için; ikincisi de Ortadoğu''ya çıkış için, üstelik, GAP''a yatırım yarışı başlamış. Dışarıdan yatırımcılar sıraya girmiştir. Yani, hem Kıbrıs, hem G. Anadolu Türkiye "için" verecek konuma gelmişlerdir. Bu gerçekleri anlayamayanlar, ortama uygun politikalar üretmekteki kısırlığını yenemedikleri ölçüde, Türkiye yerinde saymaya mahkûmdur.

