Kaydet
a- | +A

Hannover''deyim. Bindik bir alâmete, Turizm Bakanı''mızın içten çağrısına uyarak, geldik "pavyon" açılışına!

Pavyon, pavillion''dan gelir; ancak Türkçeleşince farklı mânâlara çekilir. Kurdelesi kesilen arka sokak, koltuk altı meyhanesi değildi elbette. EXPO 2000''in Türk köşesiydi. (Şu kelime kavram alışverişi bu yazıda bizimle olacak, uyarırım.)

Türkiye''yi gezdik. İlk aşamada "ne gezdik" hissini veriyor. Hani Erkan bey felsefe ile aşina, genç, biraz avant-garde, olağandışı bir bakanımızdır; işte bu sergi de öyle "uçan" bir tasarım olmuş diyebilirsiniz.

Bir süre sonra "Yahu bu sergide benden ne vardı" diye tenkitte de bulunabilirsiniz!

EXPO, "exposure"dan gelmiyor elbette. Ama bu dışavurumsa, kendinizi arıyor, aslında kimlik ve kişiliğinizi sarguluyorsunuz.

Aynalar vardır, lunaparklarda. Sizi uzun, kısa, dalgalı, enli vs gösterir. Hannover EXPO 2000''deki Türkiye de öyle bir tesir bırakıyor insanda. O aynalarda siz varsınız; ama aynaya göre değişen bir surette dışavuruluyorsunuz. Değişmeyen "sirettir" de, o nedir, o nasıl keşfedilir, şifresi nasıl çözülüp, adetâ matematik formülü gibi sunulur, yüzleşilir?

Böyle sergiler, yabancılar, turistler, ev sahibi ülkeler içindir. Gezip, sizi tanırlar. "Aaa... Türkiye buymuş" derler. Hannover''in bu yanını gözden uzak tutmuyorum; ama UNESCO''nun o kadar uğraştığı XXI. yüzyılın yükselen değerleri ışığında ustaca serpiştirilmiş Anadolu paradigmasının her derde devâ şeklinde küresel reçete sunumunun ötesinde bir meydan okuma var, Hannover 2000, Türkiye kozmosunda...

Sizi, kendinizle çeliştirecek bir sinsi pusu!..

Kendini hatırlaman, çözmen için mimari tasarım mı sunulmuş nedir?

Onun için bir kez daha gezeyim diyorsunuz.

Sergi değil, psikolojik bir MR çekimi var.

Binanın dizaynı, içinde sunulan kavramların dansını size bu gazetenin değerli kalemi Rahim Er bey aktarmıştır. Yinelemeyeceğim.

Bu objelere, seçimine karşı çıkabilirsiniz.

Bence, önemli kısmı o değil.

Eğer tasarlanan, hele 80 günde tamamlanan, insanla Yaradan''ı, Anadolu coğrafyası ile sakinleri, Doğu ile Batı arasındaki münasebetlerin haritası ise, sergi başarılı.

Sergilediklerinden ziyade düşündürdükleri ile, onları kutluyorum. Fevkalade sıradışı olmuş EXPO Türkiye, sokaktaki adam için değil.

Belki bir birikim ve öykünen dünyanın unsurlarını bilecekiniz. Öyle gireceksiniz.

Devingen bir yapısı olmalı. Statik bir anlayışla bırakılmamalı. Meselâ, ben Türk-İslam kozmoğrafyasındaki pek çok unsurun, işin felsefesini bilen erbabı tarafından bu sergiye eklenebileceği, eklenmesi gerektiğini düşünüyorum. O espriyi kavrayan, o yüzleşmeyi aşan pek çok İslamî dokunuşu ben bile söyleyebilirim. Hiç olmazsa lâle figüründen yola çıkarak...

Neticede, gizemli bir mesaj olmuş.

Anlayanına.

Bize de anlayanı lâzım. Özellikle turist olarak!