Kaydet
a- | +A

Batı Trakya, Avrupa''nın açık hava hapishanesidir. Batı Trakya''da her konuda özellikle eğitim ve din alanlarında, karşı karşıya kaldıkları baskı; Müslüman Türklerin hayatlarını menfi yönde etkilemektedir. Türkler, çocuklarına doğru dürüst eğitim fırsatından mahrumdurlar. Okul binaları çok eski oldukları halde yenilerinin yapılmasına izin verilmemektedir. Öğrenciler ise yıpranmış ders kitaplarıyla ve 1951 müfredatına göre (48 sene öncesi) hazırlanmış konuları görmek zorunda bırakılıyorlar. Nitelikli öğretmen sayısı giderek azalmaktadır. Türkçe görülen dersler dahil bitirme imtihanlarında, Yunanca sorulara cevap vermek zorundalar. Azınlık okullarına çok kısıtlı öğrenci alındığı için, bu öğrencilerin %70''i Türkiye''ye eğitim için gelmektedirler. Batı Trakya''daki Müslüman Türkler, tam anlamıyla dini özgürlüğe sahip değildirler. Müftülük ve vakıflar gibi dini kurumlar, Türklerin bir toplum olarak varlığını idame ettirmesinde hayati bir önem arzettiğinden, Yunan makamlarının başlıca hedefleridir. Yunan makamları, müftünün Müslüman Türkler tarafından seçilmesi ve vakıf yöneticilerinin belirlenmesinin engellenmesi için mümkün olan her yola başvurmaktadır. Son kabul edilen bir yasayla, seçim ilkesi tamamen ortadan kaldırılmıştır. 1990 ve 1991 yıllarında Cumhurbaşkanlığının çıkardığı iki kararname ile, Yunan makamları, Müftünün ve vakıf yöneticilerinin aday gösterilip seçilmesi yetkisini de ellerinden almıştır. Bu tür baskıcı Yunan politikacılarının iki esas gayesi vardır: 1- Türk azınlığını asimile etmek 2- Bunun mümkün olmaması halinde Yunanistan''ın bütünlüğü için tehdit olarak görülen Türkleri yerlerinden sökmek. Bu doğrultuda, Türkleri bölgeyi terk etmeye ve hatta ülkeden göç etmeye zorlamaktır. Yunan makamları, belli bir ölçüde bu politikalarında başarılı olmuşlardır. Azınlıklar arasında en yüksek doğurganlık oranına rağmen Batı Trakya''daki Türk azınlığı hâlâ 1920''lerin seviyesinde seyretmektedir. Bugün en az 800 bin hatta 1.5 milyon olması gereken Türk nüfusu 150-200 bin civarındadır. Türk nüfusunu azaltmak için kullanılan araçlardan birisi de, Yunan vatandaşlık yasasının 19. maddesidir. Buna göre: "Yunanlı olmayan bir kişi, bir daha dönmemek niyeti ile Yunanistan''dan ayrılırsa Yunan vatandaşlığını kaybetmiş addedilebilir" Açıkça ırkçı önyargılamaya dayanan bu yasa maddesi, etnik Türkleri vatandaşlıktan mahrum etmek için bir silah gibi kullanıldı. Yurt dışında çalışma, turistik gezi, tedavi, akraba ziyareti, eğitim gibi her ne şekilde olursa olsun Yunanistan dışına çıkan Türklerin, vatandaşlık hakkına son verildi. Onbinlerce Türk, 19. madde sebebiyle dışlanarak vatandaşlıkları sona erdi. AB''nin baskısı ile 19. madde kaldırıldı ise de tadilat geriye dönük işlemediği için yüzbinlerce kişi yurtsuz, kimliksiz, devletsiz duruma düşmüştür ve bunların hakkı iade edilmemiştir. Batı Trakya''nın Yunanistan''a bırakıldığı 1920 yılında Türklerin sayısı %65 idi. Şimdi ise %35''e inmiştir. Yunanistan, Türk azınlığı etnik, dini ve kültürel bir "entite" olarak ortadan kaldırmak için yukarıda izah edildiği gibi Yunan vatandaşlık kanununun 19. maddesine dayanarak onbinlerce Türkü Yunan vatandaşlığından çıkarmıştır.

"Hronos" gazetesinin 7 Kasım 1997 tarihli sayısında itiraf edildiği gibi vatandaşlıktan mahrum edilenlerin sayısı 450 bindir. Kaldı ki, bu madde Yunan Anayasasının 4. maddesine aykırıdır. 4. madde ise şöyledir: "Her Yunan vatandaşı yurtdışına gitme ve geri dönme hakkına sahiptir; ülke içinde seyahat ve yerleşim kısıtlanamaz." Gerçi AB''nin baskısı ile 19. madde 1998''de yürürlükten kaldırılmıştır. Ama bu karar geriye dönük özellik taşımadığından 450 bin kişi, hukuk dışı alınan Yunan vatandaşlığını geri alamamıştır.