Tarih boyunca yıkıcı fikir akımları ve sapık ideolojiler insanları felâkete sürüklemiştir. Yıkıcı fikirler ve sapık ideolojilerle şartlananlar, yönetimi ellerine geçirdikleri zaman temel hak ve hürriyetleri yok ederek, aynı görüşü paylaşmayanlara hayat hakkı tanımamışlardır. Bir milletin tarihinden gelen dili, dini ve ahlâkı, örf ve adetleri, milli alışkanlıkları ve zevkleri, hukuku, sanatı, milli tarih şuuru ve ideal birliği ile tesis, teşkilat ve sanat eserlerinin âhenkli bütünü onun milli kültürüdür. Milli birlik ve bütünlüğün sağlanarak korunması ve milli kalkınmanın gerçekleşmesi ancak milli kültürle mümkündür. Milli kültürün tahrip edilmesi veya yanlış yönlendirilmesi, yıkıcı fikirlerin ve zararlı alışkanlıkların yaygın hale gelmesine neden olur. Bu da devlet ve millet varlığını tehdit eder.
Diplomasi, yani dış politika, iç politikanın ülke sınırları dışında devam etmesidir. İç politika ile dış politika, milli siyaseti meydana getirir. Milli siyaset; milli hedeflere ulaşmak için uygulanan milli kültür, milli eğitim, milli ekonomi, milli güvenlik, adalet ve sağlık politikaları ile bunlara göre yürütülmesi gereken diplomasiden ibarettir. Savaş ilan edilmeden milli siyasetin gerçekleşmesi için diğer devletlere karşı yapılan mücadele, soğuk harptir. Soğuk harbin türleri; diplomatik savaş, psikolojik savaş, kültür savaşı veya kültür emperyalizmi, ekonomik savaş ile anarşi ve terördür. Bir ülkenin sıcak bir savaşı kazanabilmesi için yeterli ekonomik ve askeri güce sahip olması lâzımdır. Fakat, sadece muharebede düşmanı yenmek kâfi değildir. Sıcak savaştan önce, savaş esnasında ve savaştan sonra ilgili devletlerle münasebetlerde müspet netice almak için başarılı bir diplomasiye ihtiyaç vardır. Silahlı çatışmayı kazanan tarafın diplomasisi başarısız ise, askeri güçle kazandıklarını diplomatik savaşta kaybedebilir. Diplomatik savaş, ilgili devlet veya devletlere karşı diplomatik yoldan yapılan mücadeledir. Diplomatik savaşın başlıca nedenleri şunlardır: 1- Hedef ülke aleyhinde olan bir ideolojiye sahip olmak. 2- Emperyalist emeller beslemek 3- Hedef ülkeyi belli haklarından mahrum etmek istemek. 4- Hedef aleyhine siyasi veya ekonomik çıkar peşinde olmak. Türkiye, tarih boyunca diğer devletlerin ilgisini çekmiş olan bir ülkedir. Üç kıtayı birbirine bağlayan coğrafi konumda ve üç tarafının denizlerle çevrili olması, yer üstü ve yer altı zenginliklere sahip bulunması, düşman güçlerin onu hedef almasının başlıca sebebi olmuştur. Osmanlı Devleti, diplomasi yoluyla, topraklarında kurulmasına Tanzimatla başlayıp, sayıları 1890 yılına kadar 705''e ulaşan misyoner okullarında yetiştirilen misyoner ajanların yıkıcı faaliyetleriyle içten çökertilmiştir.
Sömürgeciliğe başladıklarından beri, Batılı devletlerin başlıca diplomasileri, hedef ülkelerin kalkınıp güçlenmelerini engellemek için onların başına devamlı olarak saldırmaktır. Türkiye''nin geçmişte olduğu gibi günümüzde de çeşitli gailelerle uğraşması, bu diplomasinin gereğidir. Batılı devletler, Serv emellerine göre vatanımızı paylaşmalı, Rusya Akdeniz''e inmek; Ermenistan "Büyük Ermenistan", Yunanistan ise "Pan Helenizm ve Megalo idea" ideolojisini gerçekleştirmek istediğinden Türkiye''nin karşısına çıkarılan diplomatik engellerin ardı arkası kesilmemektedir.
Türkiye, 1960''lı yıllardan 2000 yılına kadar anarşi ve terörle sarsılmıştır. Birkaçı müstesna olmak üzere bütün Batılı ülkeler, Rusya ve komşu ülkeler, Türkiye''deki terörü desteklerken ülkemize karşı amansız bir diplomatik savaş açmışlardır. Bugün terör etkisiz hale getirilmiştir. Ancak, Türkiye''yi hedef alanlar hiçbir zaman kötü emellerinden vazgeçmedikleri için bize karşı yürüttükleri diplomatik savaş devam edecektir. Ünlü Çinli askeri bilim adamı Sun Tzu, "Harp Sanatı" adlı kitabında şöyle der: "Eğer, düşmanını ve kendini biliyorsan, yüz savaşın neticesinden korkmamalısın! Eğer, kendini biliyor fakat düşmanını tanımıyorsan, iki savaştan birini kazanabilirsin! Eğer, hem kendini hem de düşmanını tanımıyorsan, her savaşta yenilirsin!"

