Kaydet
a- | +A

1947''den bu yana Hindistan işgali altında bulunan Keşmir''de Hindu zulmünü satırlara sığdırmak ve anlatmak mümkün değildir. Dünyanın her köşesinde Müslümanlara karşı zulüm, baskı, katliam, soykırım, ırza ve mala tecavüzler, tarihî ve dinî eserlerin imhası, "Yeni Dünya Düzeni" gereği programlanmış bir senaryo icra edilmektedir. Güneydoğu ve Doğu Anadolu''daki PKK vahşeti ise Kürt hareketi değildir. PKK, Ermeni emrinde bir cinayet şebekesi olup vahşetini Kürt kılıfı içinde gizlemeye çalışmaktadır. PKK''nın arkasında ABD, AB, Rusya, Yunanistan, Ermenistan, Hıristiyan Kiliseler Birliği ve Batı vardır. Hatta NATO vardır. Asıl hedefleri Türk Milletini bölmek, birbiriyle boğuşturarak Kafkasya ve Balkanlarda yaptıkları katliama zemin hazırlamaktır. Askeri tedbirler elbette zaruridir ama yeterli değildir. İslamın birleştirici özelliğinden istifade edilmedikçe yara kanamaya devam eder.

Hindistan''a 10. asırdan 18. asra kadar 800 sene Müslümanlar, Müslüman Türk hükümdarlar (Şahlar) emrinde hakim olmuşlardır. Hindistan''da turistlerin görmek için geldikleri ve herbiri sanat şaheseri olan binlerce tarihi eser (Taç Mahal dahil) Müslümanların Hindistan''a hakim oldukları devirde yapılmıştır. İngilizler çeşitli harpler ve hilelerle Osmanlı Devletini zayıf düşürünce, Hindu ve Sihlerle işbirliği yaparak Müslüman Türk Devletini yıkarak Hindistan''ı işgal ettiler. Hindistan''da İngiliz sömürgesine karşı bağımsızlık savaşı yapanların manevi lideri Hindu Mahatma Gandi, Müslümanların Hindistan''dan ayrılmasına karşı idi. Hatta Müslüman liderlere "İngilizlerin ve onların ajanı Nehru''nun oyununa geliyorsunuz, Hindistan birliği içinde kalın!" demişti. Hindistan 1947''de Hindistan ve Pakistan diye ayrıldığında 1 milyon Müslüman katledildi ve 30 milyon Müslüman da göç etti. 1947''den bu yana Keşmir yarası kanamaya devam etmektedir. Hindistan 27 Ekim 1947''de Keşmir''i işgal etti. Keşmir''in bağımsızlığı ancak 73 gün sürdü ve böylece içinde bulunduğumuz asrın en uzun ihtilafı Hindistan''ın Keşmir''de soykırımı ile devam etmektedir.

Son birkaç asırdır Hıristiyan Batı ve Siyonizm emperyalizmi Müslümanların (çok azı hariç) büyük çoğunluğunu zombi, mankurt ve truva atı haline getirmişlerdir. Cemaat şuurunu ve yardımlaşma hislerini dumura uğratmışlar, Batının sömürgeci eğitim sistemi içinde milli ve manevi değerlerinden kopararak, Hıristiyan Batı kültür potasında çok sayıda Müslümanı sadece Müslüman ismi taşıyan, sadece cenazesi camiye giden ve Müslüman mezarlığına gömülen ama doğumundan ölümüne kadar Hıristiyan gibi yaşayan düşünen ve her konuda onları taklid eden yapay ve sanal Hıristiyanlar ya da ateist, en azından 32 farzı bilmeyen cahil kimseler haline gelmişlerdir. Keşmir''in yerini bilenlerin sayısı çok fazla değildir. Yerini bilse bile Keşmir''de Müslümanların maruz kaldığı Hindu zulmü ve soykırımından habersizdir. Haberi olanların da çoğu buradaki Müslümanların acılarını kalbinde hissedenleri çok azdır. Keşmir''e maddi ve manevi yardım edenler yok denecek kadar azdır. Nefsi istekler, şehvet, nasıl olursa olsun para kazanma hırsı ve TV şans oyunları ile oyalanıp bir selin üzerindeki saman çöpü misali iman bilgilerinden mahrumlar. Manevi felakete hızla sürüklenmektedirler. Kosova için göstermelik birkaç tepki yapıladursun, Keşmir için hiçbir ilgi gösterilmemektedir. Kaldı ki, Avrupa''da Bosna ve Kosova''da Sırp ve Hırvat ne yapıyorsa, Asya''da Keşmir''de Hindu da aynı zulmü icra etmektedir. Bosna Avrupa''nın Keşmir ise Asya''nın en güzel köşesidir. Sırp ve Hırvatlar nasıl ki Bosna''da tek bir Müslüman kalmayıncaya kadar zulüm ve katliam için and içmişlerse, Hindular da Keşmir''de tek bir Müslüman bırakmamak hususunda kararlıdırlar...

Müslümanlar sahipsizdir. Çünkü Osmanlı ile İslam devleti de yıkılmıştır. Hindular Müslümanların uzuvlarını tek tek keserek, gözlerini oyarak, kafalarını yarıp beyinlerini akıtarak göğüslerini parçalayıp kalb ve ciğerlerini çıkararak, çocukları diri diri yakarak kadın ve kızların ırzlarına geçip bilahare yakarak İslamiyete duydukları düşmanlıklarını bir nevi tatmin etmeye çalışıyorlar. Kısa bir müddet önce Sırplar, Kosova''da da aynı şeyi yaptılar. Hindular, Keşmirli Müslümanları yok etmeğe and içmişken, Keşmirli Müslümanlar da tıpkı Bosnalı Müslümanlar gibi İslam dünyasının en yüksek eğitim seviyesinde bir topluluktur. Bir asra yakındır kanın, gözyaşının hiç dinmediği bölge Keşmir''dir.. Emperyalist ve Siyonist güçler tarafından çizilen sınırlar neticesinde üçte biri Pakistan''da, üçte ikisi Hindistan''da bırakılan doğal güzelliklerle süslü yeryüzünün eşsiz beldesi diye adlandırılan mazlumların bölgesi. Özellikle 1. Dünya Savaşından sonra başlayan 3. dünya ülkeleri adı altında İslam ülkelerini paylaşma senaryoları, sun''i sınırlar çizilerek hazırlanmıştır. İşte bu bilinçli oyun Keşmir üzerinde de oynanarak, ortadan ikiye ayrılmıştır. Pakistan tarafındaki Azadi Keşmir bölgesinde bir sorun yok. Ama gelin görün ki Hindistan tarafındaki Jammu Keşmir bölgesinde vahşi Hindliler yaşlı, kadın, çoluk-çocuk demeden Müslümanları katletmektedirler. Sadece Müslüman oldukları için, bu insanlara gözleri dönmüş barbar Hindu askerleri zulüm yapmaktan geri kalmıyorlar. Hindistan''ın İngilizler tarafından işgaliyle başlayan sorun 1846''da Keşmir''in 7.5 milyon Ruppi (Pakistan para birimi) 241bin dolara, Gulap SİNGH''e satılmasıyla başlamıştır. Hindistan''daki Müslüman Hindu çatışması İngilizler tarafından organize edilen planlı programlı bir oyundur.

Müslümünan toplulukların asimile edilebilmeleri için Hindular, Müslümanların çoğunlukta olduğu bölgelere Hindu aileler yerleştirip Müslüman nüfusu azaltmaya çalışmaktadırlar. Ahlaki yapıyı bozmak için Hindu Müslüman evlilikleri yaptırmakta ve Müslüman gençliği kötü yollara düşürmek için ucuz içki satış yerleri açmaktadır. Bütün bu olumsuzluklara rağmen Keşmir halkı İslam''a olan bağlılığını sürdürmekte ve Müslüman oldukları için zulme maruz kaldıklarını bilmektedirler ve doğan her çocuğu cihad nağmeleriyle büyütmektedirler. Bütün bu zulümler Keşmir halkını mücadeleden vaz geçirmemiştir ve görünen odur ki, geçiremeyecektir. Ama Müslümanlar bu olaya sahip çıkmak zorundadırlar. Bu insanlık dramına seyirci kalmamalıdırlar. Keşmir''deki zulümlerin bir an önce bitmesini ümit ederken şunu da belirtmek gerekir ki, Keşmirli mücahitler bu haklı davalarında sonuna kadar direnmeye hazırlar, fiillerinden ve dillerinden hiç düşürmedikleri şu sloganı kendilerine ilke edinmişler ve devam ediyorlar. "Keşmir ki azadi tak cangırı hığı cangırı hıgı" Keşmir özgürlüğüne kavuşuncaya kadar cihada devam..