GAP her çareye başvurularak bitirilmelidir. Çünkü GAP bittiğinde Güneydoğu Anadolu, Marmara bölgesinden daha zengin hale gelecek ve bu bölgede terör ve bölücü faaliyetler kesin sona erecektir. Türkiye''nin kişi başına en yüksek milli gelirine sahip olacak bir bölgede bütün tahriklere rağmen terör olmaz. İçerde ve dışarda bazı güçler GAP''ı önlemek en azından geciktirmek peşindedir. Belki de son günlerini yaşayan Esat, bunların başında yer alıyordur? PKK ve Öcalan GAP''ı önlemek ve en azından geciktirmek için dış güçler ve bunların Türkiye''deki uzantıları tarafından kullanıldılar. Aynı güçler şimdi PKK ve Öcalan''a cephe alarak suçlarını örtmeye çalışmaktadırlar. GAP''ın geriye kalan kısmının tamamlanması için 1998 fiyatlarına göre 32 milyar dolar gerekiyordu. Halbuki 1984-1999 tarihleri arasında Türkiye''de teröre 100 milyar dolar harcandı. Aynı zamanda 1990 Körfez savaşından bu yana Irak''a uygulanan ekonomik ambargonun Türkiye''ye verdiği zarar da 100 milyar dolardır. Bu 200 milyar dolar ile altı tane GAP yapılırdı. GAP, 9 ilimizi (Adıyaman, Batman, Diyarbakır, Gaziantep, Kilis, Mardin, Siirt, Şanlıurfa ve Şırnak''ı) ilgilendirmektedir. GAP''ın şu ana kadar % 41.3''ü tamamlanmıştır. (Yarısı bile değil) Milli Güvenlik Kurulu 2010''da bitsin diyor ama Türkiye''de bu siyasi ve buna bağlı ekonomik istikrarsızlık oldukça, bu büyük projenin bitirilmesi 2040 yılına sarkar. Dünyanın en bereketli ovaları Fırat ile birleştiğinde Türkiye tarımında patlama olacaktır. Şanlıurfa-Harran arasında 196 metre derinlikte, 54 derece sıcaklıkta ve saniyede 100 litre debili kaynak ile dünyanın 4. büyük "Sera"sı (45 bin metrekare) kurulmuştur. Yakında ise 130 bin metrekare olacaktır. Bu serada domates, biber, çiçek yetiştirilmektedir. Tarımda masraflar (girdiler) arttığı halde, açıklanan taban fiyatları çok düşüktür. "Makine, gübre, tohumluk gibi girdiler için sermaye bulamayan Güneydoğulu çiftçilerin topraklarını satarak ya da 49-99 yıllığına çok uluslu şirketlere kiralayarak tamamen topraksızlaştırilmaları hedefleniyor." diye görüş bildirenler vardır. Bunlar ne derece haklıdır? Bazı devletlerle çok sıkı işbirliği ve gönülbirliği olan bazı holdinglerin GAP''ta devlet teşviki ile çiftlik kurmaları temin edilmektedir. Türkiye su bakımından zengin ülke değildir. Dünyada kişi başına düşen su ortalaması 7 bin 600 metreküp olmasına rağmen, Türkiye''de bu oran 1430 metreküp dolayındadır. 2030 yılında nüfusumuz 80 milyon olup, kişi başına 1100 metreküp su düşecektir. 2000''li yıllarda 26 ülkede (Türkiye dahil) "Su krizi" yaşanacaktır. Türkiye yanlış politika ile sulak araziyi ve (Amik, Kestel, Gavur, Sığlar) gibi gölleri kurutmuştur. Yarmu sazlıkları ile çok sayıda sazlık ve bataklık da kurutulmuştur. Dünyada son 200 yılda her saat başı 24 hektar sulak arazi yok edilmiştir. Gelecekte su petrolden kıymetli olacaktır. Dünyadaki suyun % 97.5''i tuzlu su, geri kalan % 2.5''i tatlı sudur. Tatlı suyun ise % 99''u yer altında olup ancak %1''i (Göl ve nehirler) yer üstündedir.
Çin''deki Sarı Irmak (Hunng He) ilk defa 1972''de denize varmadan kurudu. 1996 baharı sonunda ise tamamen kurudu. Neredeyse göllerimiz ve barajlarımız sürüklenen topraklarla dolmak üzeredir. 1936''da açılan Ankara Çubuk Barajı bu şekilde dolmuştur. 1974''te açılan Keban Barajının tabanında ise 693 milyon ton toprak birikmiştir. Dünyada her yıl 25 milyar ton toprak deniz ve göllere sürükleniyor ve 6 milyon hektar arazi çölleşiyor. Dünyada en hızlı çölleşen ve en çok erozyona uğrayan ülke Türkiye''dir. Türkiye nüfusunun % 45''i tarımla uğraşıyor. Milli gelirden ise sadece % 15''i pay almaktadır.

