Kaydet
a- | +A

İsrail''in milli hedefinin Nil''den Fırat''a, hatta Nevşehir''e kadar yayılmak olduğu bilinen bir gerçektir. Bunun için İsrail''in GAP''a olan ilgisini dikkatle takip etmeye mecburuz. GAP ile ilgili yazılarım siz okuyucularımın üzerinde derin izler bıraktı ve yurt içi ve dışından bu konuda çok sayıda telefon ve faks aldım. Türk halkı kendini idare edenlerin (çok azı dışında) her konuda çok ileride olduğu için bürokrat ve politikacıların gözüne bile çarpmadı. Zaten Türk kamuoyu bazı güçler ve bazı medya tarafından "Sanal" ve yapay (sun''i) meselelerle oyalanırken, Yunanistan karasularımız içindeki adaları iskana açarak dolaylı olarak işgal ediyor.

Ekonomi ise her geçen gün kaosa sürükleniyor. Devlet bütçesinin % 40''ı asıl borcun faizine gidiyor. 10 yıl önce komünizm afetinden kurtulan Rusya, insan hakları konusunda Türkiye''nin çok önündedir. Batı''yı örnek alanlar Batı''nın müsbet değerlerine sırt çevirmektedirler.

Şanlıurfalı bir okuyucumdan bir telefon aldım, faks ile bildirmesini istedim. Gelen faks silikti, okuyamadım. Sadece iki satır okudum, bu iki satırda; "İsrail, Şanlıurfa Ceylanpınar Devlet Üretme Çiftliğini 49 yıllığına kiraladı. Bu çiftlik Türkiye''nin en büyük çiftliğidir" denilmektedir.

Şanlıurfa''da hava alanı istediğini (askeri maksatlı) ve Şanlıurfa ile Tel Aviv''i kardeş şehir ilan etmek istediğini bildirmektedir. Faks çok silik olduğu için ve de el yazısı ile olduğu için okuyamadım. Türkiye''nin birçok yerinde olduğu gibi özellikle Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti''nin su ihtiyacı malum olduğu halde; Ortadoğu''daki su kaynaklarını ele geçirmeye çalışan İsrail firmalarından biri, Türk firmaları ile sözde ortaklık kurarak Manavgat çayı suyunu Ortadoğu ülkelerine pompalayacaktır.

Bu işi İsrail''siz biz neden yapmıyoruz? Manavgat tesislerinden günde 90 bin metreküp arıtılmış, 90 bin metreküp de ham su sevkiyatı yapılacaktır. Son yıllarda İsrail''in silah sanayini iflastan Türkiye kurtarmıştır. İsrail''i karşımıza almayalım ama son derece İsrail yakınlığı da kurmayalım. 21. asırda su petrolden kıymetli olacak ve petrolün yerini su alacaktır. Önümüzde, en geç çeyrek asır sonra stratejik madde haline gelecek "Su" meselesinde dikkatli davranmak zorundayız. Kaldı ki, dünyadaki bütün güçler Türkiye''nin nüfusunun 100 milyona ulaşmasını, nüfus planlaması ile önlediler. Artık 100 milyonluk Türkiye hayal oldu. Ama bütün bu şer güç ve faaliyetlere rağmen 2030 yılında 80 milyon olacağız.

31 yıl içinde sularımızın hiç kirlenmeyeceği (1 metreküp bile) varsayımı ile kişi başına düşen su miktarı 1.375 metreküp olacaktır. Kaldı ki Türkiye''de kanalizasyonun % 90''ı sulara boşaltılıyor ve son 40 yılda 1 milyon 300 bin hektar sulu arazi (göl-gölcük-bataklık-sazlık) kasten kurutularak tarım alanı yapıldı. Şu anda 22 milyar metreküp su tarımda kullanılıyor. 2030 yılında bu miktar 71 milyar metreküp olacaktır. Türkiye su zengini ülke değildir. Su zengini ülke olmak için kişi başına 10 bin metreküp su düşmesi gerekir. Türkiye''de ise şu anda kişi başına 3500 metreküp su düşüyorsa bunun sadece 1800 metreküpü kullanılabilir durumdadır. Su fakiri olduğumuz halde suyumuzu ve GAP''ı İsrail''e peşkeş çekiyoruz, bazılarımız da ikram ediyoruz. Acınacak haldeyiz.