GAP gerçekten Türkiye''nin mi? Yoksa paravan şirketler vasıtasıyla İsrail, Suriye ve diğer ülkelerin toprağı mı acaba? Ülkeye yapılacak en büyük iyilik, GAP''a ait toprağın tapusundaki listenin kamuoyuna açıklanmasıdır.
9 Mart 1986 tarihli Tercüman gazetesinde Kamil Turan (Çalınan vatan) başlıklı yazısında bu meseleyi çok şuurlu bir şekilde ifade etmiştir. Bu yazının bir kısmı şöyledir:
"Günlük gazetelerden birinin, geçtiğimiz günlerde Harran''daki sistemli toprak istilası üzerine dikkatleri çekmesi, bütün vatandaşlarımızı yürekten yaralamıştır. Harran''ın bereketli topraklarının elimizden nasıl alındığını hikaye eden bu yazı serisi, bir vatan parçasının kaybını dile getirdiği kadar, derin bir gaflet içinde bulunduğumuzu da ortaya koymaktadır. Güney ve Güneydoğu''daki beş ilimizi milli sınırları içinde gösteren ve bu amacı milli bir politika olarak ilan eden Suriye, tek kurşun atmadan tek insan feda etmeden ağacı kemiren kurt sabrı ile sessiz, istilasını adım adım ilerletmiştir. Suriye''nin bu amaçla kurduğu Tunus Bankası''nın parası ile Türk aydınının toprak reformu kompleksi; bu sinsi istilasının gerçekleşmesinin ve milli bir facia ile karşı karşıya gelmemizin iki önemli sebebidir... Hatay''ın Anavatan''a katılmasını hiç bir zaman hazmedemeyen Suriye, Tunus Bankası aracılığı ile fonlar kurarak 1938''lerde % 85''i Türklerin elinde bulunan toprakları el altından satın aldırarak dengeyi bozmuş, bugün Hatay topraklarının % 90''ının Arap asıllı vatandaşların eline geçmesini sağlamıştır. (Bu iddia Kamil Turan''a aittir)
1971 yılından sonra faaliyetlerini aynı sistemle Harran, Akçakule, Ceylanpınar Ovalarına kaydıran Suriye, toprak reformu için pilot bölge seçilen Şanlıurfa''da TC nüfus cüzdanı temin edebilen her göçmen Arabın reforma tabi tutulan veya hazine topraklarından kolayca pay almasından yararlanarak satın alma ve reformdan yararlanma çalışmalarını bu ilimizde yoğunlaştırmıştır..."
Biz nelerle uğraşırken, GAP''ı İsrail ve Suriye kapmıştır. Tercüman gazetesinde, 9 Mart 1986 tarihli "Çalınan vatan" başlıklı Kamil Turan''ın yazısının son bölümü de şöyledir:
"Suçlu kimdir? Beş ilimizi milli sınırları içinde görmeyi hayal eden Suriye mi? Kendilerine dünyanın en verimli ovalarında toprak ihsan edilen fukara göçmen Araplar mı? Yüzyıllardan beri kurulmuş sosyal ve iktisadi düzenimizin, toprak reformu ile paramparça edildiğini görerek, varını yoğunu yüzüstü bırakarak ata yurdunu terk edip, kendilerini büyük şehirlerin girdabına fırlatıp atan toprak sahipleri mi? * * *
1757 sayılı Toprak ve Tarım reformu kanunu, Şanlıurfa''nın yerleşmiş sosyo-ekonomik düzenini bir deprem gibi sarsmış, imar çalışmalarını ve tarım alanındaki yatırımları yıllarca durdurmuş, toprağı olanları perişanlık ve göçe zorlarken, toprağa kavuşturanların fukaralığına son vermemiş, bu ilimizde geçmiş yıllarda ortaya çıkan anarşik akımlara zemin hazırlamıştır. Bütün bunlardan sonra Hatay''da Araplaştırma politikasında önemli sonuçlar alan Suriye''nin hamakat ve gafletimizin eseri olan depremden yararlanarak vatanımızı çalmasına sebep olmuştur..." Yahudiye Filistin''de toprak vermeyen ve hatta Filistin''i ait emlak yaparak toprak satışını önleyen Sultan Abdülhamid Han''ı deviren İttihat Terakki, bu yasağı kaldırdı. Sultan''a azledildiğini tebliğ eden Yahudi Emanuel Karasu, hatıratında:
"Abdülhamid Han''a 20 milyon altın ile yaptıramadığımızı İttihatçılara yüzbin liraya yaptırdık" demiştir. 1914''te 400 bin, 1930''da 1 milyon 170 bin dönüm araziye sahip oldular. GAP Yahudi şirket ve tarım kuruluşları ile doludur...

