Kaydet
a- | +A

Çalışmalarımızı daha değişik bölge ve yönlere çevirerek güzel işler de yaptık. Örneğin; 125 (7-36 yaş grubu arası) kişiyi sünnet ettirdik. Zaman ve imkanımız olsa idi, binlerce sünnet olacak çocuk bulmak işten bile değildi. Gelecek sefere bu konuyu daha detaylı bir şekilde ele alacağımıza dair kendilerine söz vererek ayrıldık. Bu sünnet konusu, oralarda kızıl rejim zamanında ihmal edilmiş ve diğer dini vecibeler gibi unutturulmuş konulardan birisidir. 4 günde ard arda, 125 kişiyi sünnet eden Devlet hastahanesi yetkililerine buradan teşekkür ediyoruz. Sünnet merasiminde geçmişe beddua ve kahr edenler, bize duygulu anlar yaşattılar.

1998 yılı içerisinde gönderdiğimiz halıları camilere serdik. Halkın sevinci görülmeye değer bir olaydı. Beş günlük kısa ziyaretimde uğradığım cami ve medreseleri daha önce gördüklerimden çok değişik buldum. İnsanlar heyecanlı ve istekli, herkes bir şeyler öğrenmek için bir yarışın içine girmişler. Bu da çalışmalarımızın bir semeresi olarak bizi sevindirmektedir. Esas sevindirici olay; ben bunu bilmiyorum, bu konuyu sorarsam beni ayıplarlar, başkaları dini benden daha iyi biliyor. Ben aralarına giremem diye bir düşünce yok artık. Soruyor, öğreniyor ve öğrendiğini de yapıyor. Daha önce sordukları lüzumsuz sorular ve konular artık unutulmaya başlamış, daha akli ve ilmi lazım olacak meseleler sorulmaya ve öğrenilmeye özen gösteriliyor. Bir zamanlar öyle bir âdetleri vardı ki, evlerine gelen misafirlerine mutlaka içki ikram edilirdi. Bu yapılmadığı takdirde misafire çok büyük saygısızlık yapılmış kabul ediliyordu. Adeta içkinin içilmesi için zorlanıyordu. Şimdi içkinin içilmesi için artık zorlama yok. Teklif dahi etmez oldular. Bu ve buna benzer bazı zorlamalar artık yapılmıyor. Bunlar, güzel ve olumlu gelişmelerdir. 35 sene gibi uzun bir zaman öğretmenlik yapmış, okulda sadece malum ideolojiyi okutmuş, aksini düşünen kimseleri şiddetle cezalandırmış olan emekli olmuş bir kişi, şu anda beş vakit camide ve caminin temizlik işlerini kimseye yaptırmıyor, kendisi yapıyor. Bu güzel bir gelişme değil de nedir?

Dönüşümden bir gün önce derneğimize bağlı olan 38 din görevlimiz ile bir toplantı yaptık. (Bize bağlı olan din görevli sayısı 44''tür. Kur''an kursu sayısı 42''dir) Toplantıda 3 gün önce yapılan, bilgi yarışması üzerinde durduk. Hatalarımızı, eksiklerimizi, acil olarak yapılması gerekenleri tespit ettik. Bu ve buna benzer yarışmaların yapılması gereğine, buna şiddetle ihtiyaç duyduklarını dile getirdiler. Kendilerine istek ve arzularını sorduğumda; hep bir ağızdan bizden kitap istediler. Cidden orada gözle görülür bir şekilde kitap açığı bulunmaktadır. Çeşitli ülkelerden getirilmiş, hayli Kur''an-ı Kerim ve ilmihaller bulunmaktadır. Fakat onlar bizden yani Türkiye''den istiyorlar. Çok sade ve akıcı bir lisan ile hazırlanan ve hiçbir kuruluşa bağlı olmadan, kaynaklarını sadece Türkiye''den ve Diyanet İşleri Başkanlığı''ndan götürdüğümüz ilmihal kitaplarından, örneğin sizin hediye ettiğiniz 8 bölümlük "Broşürden" esinlenerek, 300 ile 350 sayfa arasında Rusça ve Çerkezce hazırladığımız bir ilmihalin yakında bitmek üzere olduğunu kendilerine bir müjde haberi olarak verdik. O kadar memnun oldular ki, tarifi mümkün değil. Onların kafalarına şuculuk, buculuk girmiyor ve kabul edemiyorlar. Özellikle bunun için bizi tercih ediyorlar. Türkiye''den gönderilecek ve mahalli lisanları konuşabilen bir din görevlisinin 1999 yılı içerisinde kendilerine seminerler vermesi için bizden yardım talep ettiler. Biz de bunu memnuniyetle kabul ettik.