Büyük Sahra''nın altında kalan "Kara Afrika"nın içinde bulunduğu durum için söylenecek tek kelime "Bahtı kara"dır. Artık, açlık, kuraklık, (3 yıldır yağmur yağmayan ülkeler) askeri cuntalar, isyanlar, etnik çatışmalar, göçler, ihtilal ve darbeler, sıtma, sefalet, cehalet, dış borçlar, büyücüler, sapık tarikatlar, dış ülke ve uluslararası şirketlerin müdahalesi, savaşlar ve en korkuncu AIDS hastalığı, kara Afrika''nın karakteristik özelliği olmuştur. Adeta kara Afrika ile sefalet ve felaket özdeşleşmiş olup, bölge büyük bir bunalım içindedir. Bu ülkelerde insan hakları, demokrasi, çok partili demokratik rejimden eser yoktur. Hemen hemen hepsinde ülkeye tek güç hakimdir. Muhalefet yoktur. Seçimle, kriz ya da darbe ile gelen devlet başkanları ülkenin zayıf olan ekonomik imkanlarını taraftarlarına dağıtarak bunlar vasıtasıyla, askeri güç, zulüm ve baskı ile iktidarını idame ettirmektedirler. Yaptıklarına muhalefet yoktur. İcraat ise hiç yoktur.
Çatışma ise her ülkenin değişmez özelliğidir. Etnik çatışmalarda Batılı dış güçler ve uluslararası şirketler yanında, komşu ülkeler de yer almaktadır. Mesela Sudan''daki isyancılara Uganda yardım ederken, Ugandalı isyancılara Sudan yardım etmektedir. Kongo, Uganda ve Ruanda isyancılara ev sahipliği yaparken; bu ülkeler de Kongo''daki Tutsi azınlığa yardım etmektedirler. (Afrika Birliği) "Organisation of African) ve diğer milletlerarası kuruluşların barış gayretleri sonuçsuz kalmaktadır. Zengin kaynaklar üzerindeki paylaşım kavgası ile kara Afrika''da politik, ekonomik ve sosyal istikrar tamamen yok olmuştur. Başta Zimbabwe ve Kenya olmak üzere Avrupalılara (beyazlara) ve uluslararası şirketlere ait çiftlikler işgal edilmektedir. Afrika yeniden doğuş ve değişim rüzgarı içindedir. Ama müstemlekeci Batı''nın yaptığı tahribat büyüktür. Afrika''nın sıkıntısının kökleri Batı''nın burada yapmış olduğu tahribatına dayalıdır.
Dünyada 15 yaşının altında 300 bin çocuk asker vardır. Kara Afrika''da çocuk asker sayısı onbinlercedir. Fransa''da çıkan "Nouvel Observateur" dergisinin muhabiri Jean Paul Mari, birçok ülkeyi gezerek çocuk askerler üzerine çok çarpıcı araştırmalar yapmıştır. Sierra Leone''de isyancı Birleşik Devrimciler Cephesinin eline 7 yaşında düşüp şu anda 12 yaşında olan Süleyman''ın anlattığına göre isyancılar evlerini basıp babasını dövüp öldürüyorlar. Babasının cesedi üzerine sarılan annesini de dövüp öldürüyorlar. Süleyman''a: "Hiçbir şeyi özleme. Ne aileni, ne de köyünü dediler. Ne zaman gözümü kapasam bir kan gölü ve kalaşnikoflar görüyorum. Beni de askerlerinden biri yaptılar. Sabah koşuları, son model kalaşnikof Ak-58 silah eğitimleri... Sonra köy baskınları. Öldürdüğüm 30 kişiden sonrasını hatırlamıyorum." şeklindedir. Bu beyni yıkanan ve zombi ve mankurt haline getirilen Süleyman bir köy baskınında "Torunum beni öldürmeyeceksin değil mi?" diye yalvaran sesle hitab eden dedesini gözünü kırpmadan öldürmüştür. Sierra Leone''de Süleyman gibi nice Müslüman çocukları, İslamiyetten koparılarak katiller ordusunun birer mensubu olmuşlardır.

