Kaydet
a- | +A

Bu görüş eski Dışişleri Bakanı, öğretim görevlisi ve halen yazar olan Mümtaz Soysal''a aittir. Marmara bölgesindeki deprem sebebiyle yaşanan felakete koşan ve sanki Türkiye arasında mevcut bulunan ihtilaflar yokmuş gibi bahar havası meydana getirerek herşeyi güllük gülistanlık gösteren Rumların asıl amacı Kıbrıs meselesinde taviz koparmaktır. Bülent Ecevit, Kıbrıs için taviz vermese Yunanlı politikacılar 180 derece çark ederek eski rollerine döneceklerdir. Son günlerde ABD, AB ve Yunanistan medyasında Türkiye''ye övgüler düzülürken; Rauf Denktaş uzmaşmaz, ihtilaf çıkaran, Türk-Yunan ihtilafının sorumlusu ve Türkiye''nin AB''ye girişini önleyen ve istenmeyen adam olarak telkin edilmektedir. Mümtaz Soysal''ın da dediği gibi: "Türkiye yıkıldı diye Avrupa''nın istekleri değişmez. Oyuna gelmeyelim. Birleşmiş Milletler''den geliyormuş gibi görünen son girişimin Denktaş''ı uzlaşmaz göstermeye yönelik bir plan olduğu açıkça anlaşıldı. Londra''dan Washington''a Washington''dan New York''a uzanan zincirin sonunda Güvenlik Konseyinden ''iki lideri şartsız olarak bir araya getir!'' direktifi almış bir Genel Sekreter var. O da Güvenlik Konseyi''nin istediğini yapmaktan başka çarem yok demekte..." Avrupa ve Yunanistan ile ortaya çıkan dostluk havasının abartılmamasını söyleyen Mümtaz Soysal, Türkiye''nin taleplerinde haklı olduğunu bize bunun unutturulmaya çalışıldığını; Kıbrıslı Türklerin haklarını yıllardan beri savunan Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş''ın ortaya koyduğu bütün tezlerinin doğru olduğunu savundu. KKTC Başbakanı Derviş Eroğlu da yaptığı açıklamada, önkoşulsuz denilen davetin aslında koşullarla dolu olduğunu "Birinci koşul, Rum yönetimini masaya (Kıbrıs Cumhuriyeti) olarak getiriyor. Biz toplum olarak masaya gidiyoruz. İkinci koşul BM Güvenlik Konseyi kararlarını karşımızda buluyoruz. Hiçbir karar lehimizde olmadığı gibi, KKTC''nin ilanının geri alınmasını ihtiva eden kararlar da var. Yani KKTC devletinin varlığından vazgeçmemiz bir koşul. (Bulacağınız çözümün adı federasyon olacak) diye bir koşul var. Bunun yanında masaya toplum olarak davet edilmiş olsak da yazılan mektuplarda Sayın Cumhurbaşkanımıza (Sayın Denktaş) derken, Rum tarafına (Sayın Başkan) diyebilmektedirler. Yani masaya oturduğumuz gibi kalkmıyoruz. Bu yıllardan beri devam eden bütün görüşmelerde böyle olmuştur." ABD, AB ve BM Güvenlik Konseyi 1960 tarihli Kıbrıs Anayasasında ve Londra ve Zürih Antlaşmasındaki Kıbrıslı Türklere ve liderlerine tanınan anayasal haklar yok saymaktadırlar. Rum yönetimi Türkleri asla temsil edemez ve Kıbrıs''ın gerçek yönetimi olamaz. Bu 1960 Kıbrıs Anayasasına aykırıdır. Devletler Hukukuna göre "Federasyon" egemen devletlerin egemenliklerinden bir kısmını federal otoriteye devrederek federe devletlere dönüşmesidir. Rumları egemen, Türkleri ise egemen saymamakla federasyon kurulması hukuka aykırıdır. AB, ABD ve BM 1963''ten bu yana 36 yıldır bu yanlış hareketinde ısrar ettiğinden dolayı Kıbrıs için her çözüm çözümsüzlük oldu.

ABD''nin hazırlayıp BM Genel Sekreteri Kofi Annan''a verilen ve görüşmeye açılacak olan yeni Kıbrıs planına göre iskana kapalı Maraş, Rumlara verilecek (Rumlara sus payı) Türkiye''ye kredi kartı ve kota masaya konulacak. Türk ve Yunan birlikleri çekilecek; Magosa yakınındaki Geçitkale Havaalanı ve çevresine bir ABD tümeni yerleşecek. ABD kansız bir şekilde Kıbrıs''ı işgal edecek. Kosova''yı işgal edip Kosova Ordusunu dağıttığı gibi ve böylelikle adada tek dışişleri bakanı (Rum) olacak. Tek para kullanılacak. Rumlar efendi, Türkler ise köle, esir ve de asırlık yurdunda "parya" olacak. Bu plana karşı çıkarak: "ABD''nin ortaya sürdüğü yeni Kıbrıs planını kabul edemeyiz. Değil Amerika, dünya bize baskı yapsa vız gelir" diyen Rauf Denktaş''ı canı gönülden destekliyoruz...