Kaydet
a- | +A

Yunanistan''da çıkan "Simerini" gazetesinde, "Milyarlar Savaşı" başlığı altındaki habere göre Kıbrıs''ın güney ve bilhassa kuzeyindeki karasularında çok zengin petrol ve doğalgaz rezervleri vardır. Avrupa Birliği''nin Kuzey Kıbrıs''tan çıkmamızı istemesinin siyasi sebepleri yanında petrol savaşı da vardır. Dış güçler Türkiye''yi ekonomik sıkıntılar ve terör ile oyalamakta, Türkiye üzerinde oynanan oyunları görmemiz önlenmektedir. Türkiye''nin açık denizlerle irtibatının bir numaralı güvenliğini teşkil eden Kuzey Kıbrıs üzerinde oynanan oyunlar, yapılmayan sözde Ermeni soykırımı üzerinde görüş tartışmaları yapılmalıdır. Avrupa Birliği Güney Kıbrıs''ı tam üye olarak 2002 yılında almaya karar verecektir. Bu tarihe kadar Kıbrıs''la ilgili ihtilafı halledin demektedir. Ama Rumlar, Yunanlılar ve bunları destekleyen ABD, AB ve hatta bazı İslâm ülkeleri Kıbrıslı Türkleri azınlık olarak görmektedirler. Rauf Denktaş''ı da çözümü engellemekle suçlamaktadırlar. Kıbrıslı Rumlar AB''ye tam üye olduğunda Kıbrıs meselesinde karşımızda AB yer alacaktır. Kıbrıs üzerinde çözüm arayanların gerçekçi ve adil olmaları gerekir. "Yunanistan öyle istiyor, öyle olacak." formülü ile bir çözüm aranırsa, çözüm beklemek boşuna zaman kaybı olur. Avrupa Birliği''nin ve ABD''nin hatta bazı İslâm ülkelerinin "Kıbrıs Meselesi"nde çok açık bir şekilde Yunanistan''ın tarafını tutarak Türkiye''ye Kıbrıs ve Ege konusunda uzlaşmazsanız AB''ye giremezsiniz şeklinde tehditlerde bulunması, Türkiye açısından düşündürücüdür. AB Türkiye''yi tam üye olarak arasına almak istemiyor ve kapısında bekletmek için Kıbrıs, Ege, İnsan hakları, Kürt meselesini öne sürüyor, oysa bunlar sadece bahanedir. Yunanistan ile Kıbrıs Rum Yönetimi, BM, AB ve çözüm isteyen ülkelerden Türkiye''ye baskı yapmalarını istiyor. Aksi halde Kıbrıs''ın Bosna''da olduğu gibi kana boğulacağı şeklinde tehditler savurmaktadır. Kıbrıs''ı kim kana boğacak? Yunanistan ve AB''nin silahlandırdığı Rumlar mı? Yoksa Türk askerinin korumaya çalıştığı 1974 Barış Harekatına kadar savunmasız oldukları için Rumların acımasızca katlettikleri Kıbrıs Türkleri mi? Kıbrıs Adasını Yunanistan''a ilhak etmek isteyenlerin Bosna tehdidini savurmalarına hiç gerek yok. Onlar zaten 1974''ten önce bu işi yaptılar. Zalimce katlettikleri Kıbrıs Türklerinin kanları henüz kurumadı! Kıbrıs''ta iki toplumun bir arada yaşayabileceğine inanıp çözüm arayanlar, Türk askerinin Kıbrıs''a işgale değil, adayı Yunan işgalinden kurtarmaya gittiğini biliyorlar ama bu gerçeği kabul etmek ve itiraf etmek işlerine gelmiyor. Kıbrıs Adasında yaşayan Müslüman Türklerle, Hıristiyan Ortodoks Rumların aynı bayrak altında ve aynı anayasaya bağlı olarak yaşayabileceklerine inanmak ve bu yolda gayret sarfetmek, boşuna zaman kaybıdır. Kendi kendini aldatmaktır. Tarih boyunca dini çoğunluk, dini azınlığı her zaman ezmiştir. Dün böyleydi, bugün de böyle devam ediyor, yarın da muhtemelen böyle devam edecektir.

Kıbrıs Meselesi Kıbrıslı Türk ve Kıbrıslı Rum, Türk-Yunan, insanlık meselesinin üstünde Hilâl-Haç, Müslümanlık-Hıristiyanlık yani kültürel mücadelesidir. AB, ABD ve diğerleri Kıbrıs''a Hıristiyanlık gözlüğü ile bakmaktadırlar. Kıbrıs''ta yaşayanların geleceği ile ilgili kararlar alınırken hisleriyle değil adalet kıstaslarıyla hareket etmeye mecburdurlar.