New York''ta 12 Eylül 2000 tarihinde başlayan dolaylı "Dördüncü Tur Kıbrıs Görüşmeleri"nde Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Kofi Annan''ın Türk ve Rum taraflarının eşit siyasi statüde masaya oturacaklarını açıklaması Rum tarafını çileden çıkardı. Rum lideri Glafkos Klerides, Kıbrıs Özel temsilcisi Alvaro de Soto ile yapacağı görüşmeyi iki defa tehir etti. Papandreu, görüşmeler için Klerides''i iknaya çalıştı. Rumların tepkisine sebep olan sözleri şudur: "Gayemiz birleşmiş bir adada tam bir barış, güvenlik ve refah içinde yeni bir ortaklık kurmaktır. Bu yüzden müzakerelerde her iki taraf eşit olarak tanınacaktır... Görüşmeler barış ve kapsamlı bir zemin oluşturulması için yapılıyor. Şimdi bunun tam zamanıdır. Taraflar yanyana sürdürülecek müzakerelerde karşı tarafa yeni ortaklık ve refah önerileri getirecek. Bütün meselelere iyi niyetle ve önşartsız yaklaşılacak..." Kıbrıs Rum lideri Klerides''in "Adanın gerçek lideri benim" sözlerine cevaben: "Görüşmelerde her taraf kendini temsil edecektir. Hiç kimse başkasını temsil etmeyecektir..."
Kıbrıs''ta Türkler ve Rumlar arasında 30 yıldır devam eden diplomatik savaşta, Türkler küçük de olsa bir zafer kazandı. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Kofi Annan''ın Türk tarafının görüşü olan "Adada Türkler ve Rumlar siyasi açıdan eşittir" tezini resmen kabul etti. 12 Eylül günü her iki liderle görüştüğünde yaptığı konuşma ve bunun yorumu şöyle özetlenebilir: 1-Müzakerelerde herkes sadece kendi tarafını temsil etmektedir. Bu ifade ise: Kıbrıs Rum hükümetinin Kıbrıs Türk halklarının hükümeti olmadığının BM Genel sekreteri tarafından tasdiki şeklinde yorumlanıyor. Çünkü Rauf Denktaş, bu görüşü savunuyor.
2-Taraflar siyasi bakımdan birbirine eşittir. Bu noktada da Rauf Denktaş''ın şimdiye kadar ısrarla üzerinde durduğu bir hususun kabulü anlamına geliyor.
3-Meseleye anlamlı çözüm bulunmalıdır.
4-Bulunacak çözüm, birleşik bir adada barış, güvenlik ve refah içinde daha iyi bir gelecek kurulmasına yönelik olmalıdır. Bu görüşlerin yazılı basına dağıtılması Kıbrıs dosyasında Türklerin lehine bir belge sayılır. Bu gelişmeler üzerine Rumlar görüşmelerden çekiliriz tehdidinde bulundular. Geçen yıl AGİT''in İstanbul Zirvesinde Klerides: "Ben Türk tarafını temsil etmiyorum" itirafında bulunmuştu. Kofi Annan''ın son yazılı görüşlerini Rumlar "Rumlara kelek attı, Türklere kıyak çekti." şeklinde değerlendirdiler. Aslında Genel Sekreter 1960 Kıbrıs Anayasası ve Londra, Zürih Antlaşmalarında Türklere tanınan bir hakkı ifade etti. Bu anlaşma ve 1960 Anayasasında Türklere tanınan hakları çok daha fazla ölçüdedir. KKTC''nin tezi de zaten anayasa ve adı geçen antlaşmalardaki haklarının iadesi idi. Çünkü 1974''ten bu yana ABD ve AB, Rum hükümetini bütün Kıbrıs''ın meşru temsilcisi kabul etmekle bu anayasa ve antlaşmaları hiçe saymış ve Türklerin haklarının Rumlar tarafından gaspına göz yumulmuştu. Kıbrıs''ta var olan gerçek içlere sindirilmedikçe ve iki ayrı devletin varlığı inkâr edildiği müddetçe "Dördüncü Tur" şöyle dursun 44. turlarda bile sonuç çıkması zordur. Ortadoğu''da başarısız olan Clinton ve Kofi Annan, görevleri bitmeden Kıbrıs''ta başarılı olmak için acele etmektedirler. Son gelişmeler karşısında Rumlar da şokta ve tedirgindirler.

