Kaydet
a- | +A

Yazının başlığı elbette soykırıma maruz kalan Çeçenlerin ve onları çok seven, varlığımızın bir parçası sayan hepimizin duaları ve istekleridir. Bu başlık Fransa''nın Kafkasya uzmanı Prof.Dr. Charnencbidze''nin, Fransasız medyasının ciddi yazıları ile tanınan "Le Nouvel Observateur" dergisinde kapak konusu yaptığı 17 sayfalık Çeçenistan ile ilgili yorum ve analizin başlığıdır. Elbette "Gaybı Allahü teala bilir ".

Batı''da oldukça gelişen Fütoroloj bilimi vardır. Bu bilim dalı başta tarih, sosyoloji, istatistik ve ilmi "done" lere göre "geleceğin hesaplanması" yani tahminidir. Asla geleceğin bilinmesi değildir. Doneler, değerler, dengeler, stratejik ve maddi unsurlar değiştikçe netice de değişir.

Kafkasya uzmanı Prof George Characbidze yazısında Çeçenlerin eninde sonunda zafer kazanacağını, Rusların yenileceğini, Rusların "Rus ruleti" oynadığını, Afganistan ve 1994-1996 Çeçenistan hezimetinden ders almayan Rusya''nın 20 önceki Afganistan hezimetinden daha büyük bir bataklığa batmakta olduğunu belirterek; "Grozni, Charkale bütün Çeçenistan Rusya tarafından işgal edilmiş olsa bile; Çeçenistan''ın dağ ve ormanları son derece gerilla üssüne müsaittir. Çeçenler vur kaç baskınları ile savaşı onlarca yıl sürdürebileceklerdir. 5 bin metre yüksekliğindeki Kafkas Dağları Ruslara geçit vermeyecektir. Savaşı Ruslar asla kazanamayacaktır" demektedir. Bu görüşlere katılıyorum ve esasen yıllardır Rusların yalnız Kuzey Kafkasya''yayı değil işgal ve istila ettiği, asırlardır zulüm ve soykırım yaptığı ve servetlerini sömürdüğü bu mazlum ülkelerden hezimete uğrayarak geri çekileceği günlerin yakın olduğunu ısrarla ve defalarca yazdım. Bu yazımı saklayın. Bir kenara koyun, ömrü olan çok yakında Rusya''nın Kuzey Kafkasya''yı terk edeceğini ve Kuzey Kafkasya Halkları Konfederasyonu''nun kurulduğu günü sevinçle görecektir. Mümkün olsa tamamen ilmi vesikalara dayalı 17 sayfalık yazıyı, Fransız dergisinde yer alan ( Prof. Dr George Characbidze''nin ) aynen nakletmek isterdim. Bu yazı içinde yar alan ve önemine binaen bir bölümünü naklediyorum": Antik çağdan beri Kafkaslarda yaşayan Çeçenler, hiçbir zaman Moskova''nın suçladığı gibi haydut olmadılar. Çeçenler tarih boyunca çile çekmiş, vatanları uğruna canlarını seve seve feda etmiş ve 2 bin seneden beri hiçbir zaman kimseye boyun eğmemiş savaşçı, yiğit, temiz bir halktır. Çeçenler Çarlık ve Kominist rejim altında çok çile çektiler.

Stalin''in toplu sürgünlerinde çok acı çektiler. Çeçenler Kuzey Kafkasya''nı ilk yerli halkıdır. 2 bin yıldan beri vatanlarını korumak için çok direndiler ve kıyamete kadar vatanlarını savunacaklardır".

Yeltsin''in istifa maskesi ile ayrılması, KGB mensubu ve ordu destekli Vladimir Ptin''in geçici gelişi, başkanlık seçimlerinde Putin, Lebed, Primakov veya Luzhkov''un devlet başkanı seçilmesi Rusya''nın emperyalist ve zulüm politikasını değiştirmeyecektir. Rusyanın tarih boyunca olduğu gibi bundan sonrada Türkiye''nin gerçek ve devamlı bir müttefiki olması asla düşünülemez. Türkiye''nin Kafkasya, Orta Asya, Balkanlar ve Ortadoğu''daki menfaatlerimizi daha aktif ve cesur bir şekilde ifade etmenin zamanı çoktan gelip geçmiştir. Kafkasya''da yakında yeniden dengeler değişecektir. Başta Çeçenistan olmak üzere Abhazya ve Gürcistan ile yakın temaslar geliştirilmeli, siyasi ve ekonomik münasebetler arttırılmalıdır. Çeçenistan meselesini Rusya''nın iç meselesi saymak son derece yanlıştır. 1991''de dağılan Sovyetler Birliği Anayasası''na göre Çeçenistan''ın bağımsızlığı, bu anayasaya göre, devletler hukukuna göre meşrudur. Çeçenistan Rusya''nı toprağı değildir. Ayrıca AGİT, Birleşmiş Milletler Anayasası, İnsan Hakları Beyannamesi''ne göre soykırım, zulüm, baskı bir ülkenin iç meselesi değildir. Bütün dünyanın meselesidir.